0216 544 44 00  - 0216 544 44 99

ANA SAYFA

HASTA HİKAYELERİ

GÖRÜNTÜLER

SIK SORULANLAR

İLETİŞİM

MEDYA

PROF. DR. MELİH ATAHAN GÜVEN

Jinekoloji

( kadın hastalıkları )

  • Adet Döneminde Denize - Havuza Girmek ?

    Yaz sıcakları hızlı bir şekilde ilerliyor ve her kadının kötü rüyası; adet döneminde denize-havuza girmek veya tatil, deniz-havuz döneminin adet dönemine rastlamasıdır.

     

    Tüm bu korkulara rağmen, adet döneminde denize-havuza girmenin sakıncalı olduğuna dair kanıtlanmış bir bilimsel veri bulunmamaktadır.

     

    Adet miktarının yoğun olduğu ilk birkaç günde suyla temas belki rahatsızlık verici olabilir lakin bu durum tıbben zararlı değildir. Kadınların kendini rahat hissetmesi adına deniz ve havuza girerken tampon kullanılabilir. Tampon değişimi 3-4 saatte bir veya sudan çıkıldığında yapılarak yazın, denizin, güneşin, havuzun ve tatilin tadı çıkartılabilir.

     

    Adetli dönemde enfeksiyon riskini azaltmak adına özellikle sudan çıkıldığında tamponun değiştirilmesi faydalı olacaktır.

  • Miyom Nedir? Miyom Ameliyatı Nasıl Yapılmalıdır ?

    Miyom rahmin iyi huylu tümörleri olup her 100 kadından 20'si bu durum ile karşılaşmaktadır. Sıklıkla 20-40 yaş arası görülür ve menopoz sonrası küçülmeye uğrar. Rahmin iç yüzeyinde (submüköz), kas tabakasında (intramural) ve dış yüzeyinde (subseröz) olabilir. Çoğu iyi huylu olmakla beraber her 300-350 miyomdan bir tanesi sarkamatöz – kanser değişikliği gösterebilir.

     

    Son bilimsel çalışmalar kanser tahmininde eskiye göre büyüme olmasının faydalı olmadığını göstermiştir. Ameliyat kararı genellikle aşırı ve düzensiz kanama ile alınmakla beraber, hiçbir şikayet olmadan da miyom sarkomla ilişkili olabilir. Genel eğilim, küçük miyomlara dokunmamakla beraber şikayetlere neden olan ve büyüyen miyomları alma yönündedir.

     

    Miyom ameliyatına gelince; günümüzde miyom çok büyük olmadıkça laparoskopik (kapalı-kamera ile) yöntemle operasyon yapmak mümkündür. Bu operasyon yöntemi ile karında açılan 1 cm’lik bir delikten miyomu çıkarmak için miyomu karının içinde parçalamak gerekir. Bu operasyon türünün görünen tek dezavanatajı; eğer miyom sarkamatöz-kanser özellikleri içeriyor ise kanserli hücreler karın içine yayılmış olur.

     

    Miyom sebebi ile ameliyat olacak kişi tüm bu olumsuz olabilecek sonuçları kabullenerek ya Laparoskopiyi tercih edecek ya da olası kanser yayılımı yönünden hiçbir risk almadan açık ameliyat olacak.

  • Rahim Alınma Operasyonu Sonrası Cinsel Hayat ?

    Hemen her kadın rahim alınması ile cinsel hayatın bitmesini özdeşleştirmektedir. Halbuki bu doğru değildir. Rahim alınması operasyonu (histerektomi) rahmin tıbbı bir sebeple alınması operasyonu olup, yumurtalıkların da alınmasını içerebilir veya içermeyebilir. Bu durum hastanın durumu ve yaşı ile ilgili olup hekimin gerektiği şekilde alacağı kararagöre değişkenlik gösterebilir. Eğer yumurtalıklar alınmaz ise kadın yumurtalıkları östrojen salgılamaya devam eder, menopoz durumu oluşmaz ve fakat yumurtalıklar alınır ise operasyon sonrası östrojen üretimi durur ve kişi menopoza girer.

     

    Rahimle beraber yumurtalıklar alınsın veya alınmasın kişinin cinsel yaşamı etkilenmez çünkü cinsel ilişki sırasında aktif olan organ vajinadır. Rahim alınması operasyonu sırasında vajinaya dokunulmamaktadır. Dolayısı ile cinsel ilişkinin etkilenmesi organik olarak mümkün değildir.

     

    Bazen opere olan hastalar ortada herhangi bir sebep olmaksızın emosyonel sebeplere bağlı olarak ilişkide zorluk yaşayabilirler. Bu durum psikiyatrik tedavi ile düzeltilebilir. Bazen de rahimle beraber yumurtalıkların da alınmasını takiben kadının menopoza girmesi ile vajinada kuruluk ve ilişki sırasında acı hissiyatı söz konusu olabilir. Bu durum, hekim kontrolü altında kullanılacak östrojen içeren kremler veya kayganlaştırıcı jeller ile tedavi edilebilir.

  • Sancılı Adet Bir Kader Mi ?

    Adet döneminden 1-2 gün önce başlayan ve adet dönemiyle 1-2 gün devam eden ağrılar olup altta yatan bir sebep (endometriozisik iltihap , rahim içi yapışıklık, pelvik iltihap vs.) yoksa Primer Dismenore olarak adlandırılır. Sıklıkla 20-30 yaş arasında görülür. Kilolu kadınlarda daha şiddetli izlenir.

     

    Adet öncesi dönemde rahim iç duvarında biriken Prostaglandinlerin açığa çıkması ile oluşur. Bu sebeple doğum kontrol hapı ve non-steroidal analjeziklere iyi yanıt verirler.

     

    Bu durumu yaşayan kadınların, altta yatan başka bir sebebin varlığının araştırılması veya basit bir adet sancısı olup olmadığının anlaşılması için jinekoloğa başvurmaları elzemdir.

     

    Sigara ve alkolden uzak durmak, zayıflamak, spor yapmak, stressiz bir yaşam ağrının ortadan kalkmasına veya şiddetinin azalmasına yardımcı olur.

  • Polikistik Over Sendromu Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

    Polikistik over, kadınların yumurtalıklarında ortaya çıkan küçük (2-10mm) kistik yapılarıdır. Hormonal düzeydeki dengesizlik bu kistlerin oluşmasının temel nedenidir. Genellikle 20-30 yaş aralığı kadınlarda görülen bu rahatsızlık, özellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Genel olarak toplumda kadınların %5’de gözlenir.

     

    Kadın beyninden salgılanan FSH ve LH hormonlarının salgılanma sırasındaki dengesinin bozulması sonucu yumurtalıklar etkileniyor ve normalden daha fazla erkeklik hormonu (LH) salgılanıyor. Bu sebeple, polikistik over rahatsızlığına sahip olan kadınlarda tüylenme, sivilcelerde artış, daha az sıklıkla adet görme (35-35 günde bir adet görme) ve kilo artışı meydana geliyor.

     

    Polikistik overli kadının en önemli problemi yumurtlama olmamasıdır. Bu durum gebe kalamama ve zamanında adet görememe olarak karşımıza çıkar. Bununla birlikte bu hastalığa sahip olup, çok rahatlıkla kendiliğinden gebe kalabilen çok hasta vardır. Birçok polikistik overli hasta basit bir yumurta geliştirici tedavi (klomifen sitrat) veya tedavisiz gebe kalabilecektir. Tüp bebek, gebe kalmak için en son düşünülecek tedavi yöntemidir.

     

    Gebe kalmayı düşünmeyen kadınlarda en basit tedavi olarak doğum kontrol hapı düşünülebilir. Bu tedavi le düzenli adet dönemi ve tüylenme şikayetlerinin kaybolması sağlanabilir.

    Hastalığın nedeni günümüzde net olarak bilinmiyor fakat genetik olduğunu destekleyen bilgiler mevcut.

     

    Elbette teşhisin doğrulanması ve tedavinin uygulanması için epilasyon ve diğer tedavi yöntemleri yerine öncelikle bir jinekoloğa görünmenizde fayda vardır.

  • Vajinal Akıntı ; Normal Mi, Anormal Mi ?

    Kadınları jinekologa götüren en önemli sebep vajinal akıntı olup birçoğunda tedaviye ihtiyaç yoktur. Unutulmaması gereken şudur ki; her kadının vajinal florası farklı karakter gösterebilir, dolayısı ile komşunuz veya arkadaşınıza danışarak bir karşılaştırma yapmayın.

     

    Her şeyden önce kadınlar bilmeli ki; vajenin normal bir florası vardır ve rahim ağzı bezlerinden salgılanan sıvı etkisi ile vajenin bir ıslaklığı mevcuttur. Bu ıslaklık kadından kadına değişebilmektedir. Ek olarak bu salgı adet öncesi dönemde en fazla olup iç çamaşırın aşırı miktarda ıslanmasına kadar gidebilir. Bu salgı şeffaf-beyazımsı olup kokusuzdur. Bu durumda bir ilaç kullanılmasına gerek olmayıp, aksine gereksiz ilaç kullanımı sağlıklı vajen florasının da bozulmasına neden olacaktır.

     

    Normalden farklı olabilecek sarımsı-yeşilimsi akıntı normal olmayıp, eşlik eden kötü bir koku da mevcutsa mutlaka bir jinekologa görünmelisiniz. Bu durumda gerekirse ek mikroskobik ve kültür incelemesi yapılabilir. Enfeksiyonun türüne göre ilaç kullanılmalıdır. Gereksiz yere geniş etkili ilaç alımı floranızı bozacak ve şikayetleriniz belki kaybolmasına ama başka şikayetlerin ortaya çıkmasına yol açacaktır.

  • Adet Gecikmesi Nasıl Sağlanır ?

    Normal şartlarda düzenli adet gören bir kadının mens siklusu iki dönemden oluşmaktadır. Adet başlangıcından yumurtlama dönemine kadar olan dönem östrojen hormonun baskın olduğu dönem olup, yumurtlamadan adet dönemine kadar olan dönem de progesteron hormonunun baskın olduğu dönemdir.

     

    Adet yani mens siklusunun ikinci dönemi progesteron hormonunun düşmesiyle başlar. Eğer yumurtlama döneminde ve devamında gebelik oluşmaz ise progesteron hormonu üretimi duraklar ve progesteronun seviyesinin düşmesine bağlı olarak kanama oluşur. Dolayısı ile bu durumu engellemek için adet olmadan mümkünse 5 gün önce veya maksimum 3 gün öncesinde dışarıdan sağlanacak progesteron desteği ile adet rötarı-gecikmesi sağlanabilir. Eğer doğum kontrol hapı kullanıyor ve son 4 hap plasebo (boş içerikli) özellikli ise son 4. hapa gelince bu hapların yerine ve devamında progesteron kullanarak yine adet görülmesi engellenebilir.

     

    Unutulmaması gereken şudur ki; acil durumlar dışında ve çok gerekli olmadıkça bahsedilen yöntemler uygulanmamalıdır. Canınız her istediğinde adet geciktirmek, adet düzeninizi bozacağı gibi beraberinde istenmeyen durumlara da yol açabilir.

  • Yumurtalık Kisti ve Bilinmesi Gerekenler Nelerdir ?

    Yumurtalıkta gelişen kistler çoğunlukla fonksiyonel olarak adlandırılan basit tipteki kistlerdir. Bu tür kistler sıklıkla 20-40 yaş aralığında, yumurta çatlamaması sonrası veya düzensiz adet sonrası görülür. Sıklıkla bu tür kistleri tedavi etmeye gerek yoktur, kendiliğinden geçerler ve fakat bazen büyüklükleri sebebi ile tedavi gerektirebilirler.

     

    Bazen ilgili bu kistlerin ultrasonda görünümleri basit bir kist görünümünde olmayıp farklı tablolar ortaya koyabilmektedir. Örneğin 20-30 yaş aralığında, doğum yapmamış kadınlarda endometrioma yani çikolata kisti sıklıkla görülebilir. Bu tür kistlerin tedavisi kişinin çocuk sahibi olup olmadığına, çocuk sahibi olmak isteyip istemediğine ve kistin ağrı-düzensiz adet vb. şikayetler oluşturup oluşturmadığına bağlıdır.

     

    Bazı kist türleri vardır ki ultrasondaki görüntüleri, içerikleri ve kanlanmaları itibari ile kötü huylu olabilme ihtimalleri söz konusudur. Bu durumda yardımcı laboratuvar tetkikleri kullanılarak kistin karakteristiğinin anlaşılması sağlanır ve tedavi buna yönelik olarak sürdürülür.

     

    Her nasıl olursa olsun kistin ultrasonda tecrübeli bir göz tarafından değerlendirilmesi doğru teşhis ve tedavi yaklaşımı için son derece önemlidir.

  • Genital Bölge Temizliği Nasıl Olmalıdır ?

    Bu bölgenin bakımına yönelik alışkanlık erken yaşlarda kazanılmalıdır.

    Tuvalet sonrası temizlik mutlaka önden arkaya doğru yapılmalıdır. Eğer arkadan öne doğru temizlik yapılırsa anal kanal etrafındaki zararlı bakterileri yukarı taşımış olursunuz.

     

    Regl (menstrüasyon, adet dönemi) döneminde rahim ağzı açık olduğundan enfeksiyonlara yatkın olur. Bu dönemde mümkün olduğunca dış etmenlerden uzak durmakta fayda vardır. Eğer tampon veya ped kullanımı varsa sık değişimine özen gösterilmelidir. Pamuklu, rahat ve sıkmayan iç çamaşırları tercih edilmelidir. Vajina içi suyla veya sabunla yıkanmamalıdır. Bu durum vajen asiditesini bozarak enfeksiyona olan yatkınlığı arttırmaktadır.

     

    Tuvalet, duş, deniz veya havuz sonrası genital bölge kurulanmalı ve nemli bırakılmamalıdır. Genital bölgede kıl hijyeni önemli olup, epilasyon, lazer gibi yöntemlerden faydalanılabilir. Bununla birlikte, kullanılan malzemelerin (örneğin ağda için) tek kullanımlık olması önemlidir. İlişki sırasında kondom-prezervatif kullanımı da dış bölgede enfeksiyon riskini azaltmaktadır.

  • Düzensiz Adet Bir Problemin Belirtisi Midir ?

    İlk adet gününden diğer adet gününüze kadar 21 veya 35 gün geçiyorsa ve bu durum her ay aşağı yukarı aynı sürelere tekabül ediyorsa düzenli adete sahipsiniz demektir. Adet (mens) en az 2 gün sürer ama 7 günü de geçmemelidir. Genellikle ilk 2-3 gün daha yoğun olmak üzere adet sırasında günlük kullanılan ped sayısı 2-3 olabilmektedir.

     

    Eğer 21 günden az sürede veya 35 günden uzun sürede bir adet oluyorsanız normal değildir. Ek olarak, adetiniz bittikten sonra diğer adetinizin zamanı gelmeden tekrar kanamanız oluyorsa bu durum da normal değildir. Adetinizin süresi eskiye göre uzadıysa ve özellikle uzama ile beraber kanama miktarı da arttıysa problem olma olasılığı (miyom, hormon dengesizliği, yumurtalık kisti vs.?) yüksektir. İleri yaş kadınlarda adet düzensizliği ve aşırı kanamanın rahim kanserinin de bir belirtisi olabileceği unutulmamalıdır.

     

    Sonuç olarak, adetleriniz yukarıda belirtilen süreler içinde düzenli bir şekilde gerçekleşiyorsa problem yoktur. Düzgün yumurtlamanız vardır denilebilir. Lakin adet düzensizliğiniz var ve özellikle 35 yaşın üzerindeyseniz rahim içinden biyopsi alınmasını gerekmektedir.

  • Çikolata Kisti ve Bilinmesi Gerekenler Nelerdir ?

    Çikolata kisti ; rahimin iç duvar dokusunun vücudun başka bir bölümünde hatalı bir şekilde, özellikle yumurtalıklarda yerleşmesiyle oluşur.

     

    Bu kistik yapı, kadın üreme hormonlarına karşı aynı rahim iç dokusu gibi davranarak her adet döneminde, kistin içinde kanama meydana gelmesine sebep olur. Bu kanama zaman içerisinde birikerek, koyu kıvamda ve kahverengimsi bir sıvı halini alır. Bu sıvının erimiş çikolataya benzemesi yüzünden bu kistlere çikolata kisti denir.

     

    Bu kistler: Adet öncesi ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, adet düzensizliği ve gebe kalamama gibi sorunlara yol açabilir.

     

    Eğer hiçbir şikayetiniz yok ve tesadüfen bu kiste rastlanılmış ve de kist 5 cm’den küçük ise gözlemle takip yapılabilir.

     

    Eğer çocuk sahibi olmak istiyorsanız ve bu kistiniz varsa öncelikle cerrahi bir müdahale düşünülmez. Çünkü cerrahi girişim yumurtalık kapasitesini düşürüp gebe kalmanızda sıkıntıya yol açabilir.

     

    Cerrahi müdahale yapılacaksa özellikle yumurtalıkların gücünü gösteren Antral folikül sayımı ve anne adayı kanından AMH hormonuna dikkatle bakılmalıdır.

Bilgilendirme

Ultragebelik

Hamilelik - Doğum

İletişim

Sitedeki bilgiler hastalıkların tanı veya tedavisinde kullanılmak üzere verilmemiştir. Tanı ve tedaviler mutlaka bir hekim tarafından yapılması gereken işlemlerdir. Site içeriğinin bir şekilde tanı ve tedavi amacıyla kullanımından doğacak sorumluluk

tamamiyle ziyaretçiye aittir.

Prof. Dr. Melih Atahan GÜVEN

   Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

   Perinatolog - Perinatoloji Uzmanı

Ayrıntılı - Detaylı Ultrasonografi, Perinatoloji Merkezi / Acıbadem Kadıköy Hastanesi

 

Koşuyolu Mh. Acıbadem Hastanesi Tekin Sokak No:8 P.K:34718 Acıbadem - İstanbul

> Lohusalık

Site içerisinde yer alan tüm metinler Prof. Dr. Melih Atahan GÜVEN 'e aittir, izinsiz başka yerlerde kullanılamaz. Bu web sitesindeki içerikler tamamiyle bilgilendirme amaçlıdır. Gerçek doktor kontrolünün ve muayenesinin yerini tutamaz. Bu sitedeki bilgilerin hekim kontrolü olmaksızın uygulanmaması gerekmektedir. En doğru teşhis için lütfen doktorunuza başvurunuz.

 

©Prof.Dr.Melih Atahan GÜVEN  2010 - 2017 | Tüm Hakları Saklıdır | Modano30