Ultragebelik

Perinatoloji - Perinatolog

Buradasınız: Sıkça Sorulan Sorular
SSS

  • Hamileliğin Belirtileri Nelerdir? Videolu Cevap

    http://tv.doktorsensin.com/hamilelik/915/hamilelik
  • Hamilelikte Nasıl Beslenmeliyim ve Vitamine İhtiyaç Var mı? Videolu Cevap

    http://tv.doktorsensin.com/hamilelikte-1trimester-donemi/885/hamilelikte-1trimester-donemi
  • Amniyosentez ne zaman yapılır ve herkese yapılmalı mıdır?

    Öncelikle amniyosentezin herkese yapılmasına gerek yoktur ve gebeliğin 16-20. hafta arasında yapılır. 2007 yılına kadar 35 ve üstü yaş olan her anne adayına amniyosentez önerilirken bugün ileri yaş gebeliğine de sahip olsanız dahi 11-13. haftada yapılan ikili kombine testinizde risk çıkmaz ise CVS veya amniyosenteze gerek yoktur. Bununla birlikte özellikle ileri yaş gebeliklerinde bu sınırı net çizmek hemen her zaman mümkün olmamaktadır. İkili kombine test sonucu orta riskli veya riskli sınıra yakın gelip detaylı USG zamanında ultrasonda kromozomal anomalilerine yönelik belirteçlerin izlenmesi durumunda risk hesaplamsında değişim olabilmekte ve amniyosentez önerilebilmektedir. Asıl önemli olan herkesin ikili kombine testi yaptırmasıdır, eğer sonucunuz riskli çıkar ise 16-20. haftalar arasında yapılan amniyosentezi beklemeye gerek kalmadan 11-13. hafta arasında yine amniyosentez gibi aynı sonucu veren CVS işlemini yaptırmak doğru olandır.
  • Hamilelikte manikür, pedikür, ağda yaptırılabilir mi?

    Öncelikle şunun bilinmesi gereklidirki; hamilelik bir hastalık değildir. Gebelikte vücutta bir takım fizyolojik değişiklikler olmakla beraber, hamile vücudu buna adaptasyon gösterir. Nasıl ki her insan sağlıklı ve hijyenik koşullar geçerli olmak kaydıyla manikür, ağda ve pedikür yaptırabilir ise hamile ve hamile adaylarının da aynı şartlar altında bu tür işlemleri yaptırmasında sakınca yoktur. Bununla birlikte hamilelikte bağışıklık sistemi zayıfladığı için sayılan işlemlerin hijyenik koşullarda yapılması önemlidir.
  • Perinatolog (perinatoloji uzmanı) nedir ve hangi uygulamaları yapar?

    Perinatolog, gebelik düşünen risk altındaki ve gebeliğinin sağlıklı olup olmadığını öğrenmek isteyen tüm anne adaylarını değerlendiren yan dal uzmanlığı yapmış kadın hast. ve doğum hekimleridir. Eğer anne veya bebekte tespit edilen problem veya komplikasyonlar varsa bunların tanı- tedavisini düzenler ve aileyi olası sonuçlar hakkında bilgilendirir. Aşağıda sıralanan işlemler gebelikte sağlıklı bir sonuç alabilmek adına perinatolog tarafından gerçekleştirilmelidir.

    • Nukal kalınlık (NT=ense kalınlığı) ölçümü ve takiben ikili kombine testin yapılması ve sonucun değerlendirlmesi.
    • Detaylı – Ayrıntılı (ileri düzey ultrasonografi, anomali taraması) ultrason.
    • Fetal Ekokardiyografi değerlendirmesi.
    • Fetal Doppler değerlendirmesi.
    • Koryon Villus Örneklemesi (CVS) uygulaması.
    • Amniyosentez uygulaması
    • Kordosentez uygulaması
    • İntrauterin tedavi (intrauterine transfüzyon, redüksiyon-indirgeme)
  • Bebeğin suyu (amniyon sıvısı) neden azalır?

    Bu durumun en sık sebebi bebeğe ait su kesesinin erken açılmasıdır (yırtılmasıdır). Bu durum çoğu zaman kendiliğinden olup anne adayının farkına varmadan da gerçekleşebileceği gibi bol miktarda gelerekte anne adayında farkındalık yaratabilir. Bu durum rahim ağzından yapılan testler ile suyun erken gelip gelmediği teşhis edilebilir.

    Bununla birlikte, bebeğe ait suyun azalması her zaman bir sebeple ilişkili olmayıp bazen sonuçtur. Yani, plasentanın (bebeğin eşi) erken yaşlanmasına bağlı bebeğe yeterli kan akımının gitmemesi veya giden kan akımında direnç olması durumunda bebek yeterli beslenemez ve gelişemez (plasental yetmezlik). Bu durumda bebeğe ait ölçümlerde (özellikle karın çevresi "AC ölçümü") küçülme ve bebeğin suyunda kan akımının yeterli olmamasına bağlı azalma izlenir. Gelişen bu süreç, bebekte anne karnındayken ani ölüm riskini arttırır. Bu tür gebelikler yüksek riskli olup,  Doppler ile acil doğum kararını alabilecek ve uygulayabilecek bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) gözetiminde olmalıdır.

  • Bebeğin suyu (amniyon sıvısı) neyden ve nasıl oluşur?

    Bebeğin suyu dediğimiz, başlıca bebeğe ait idrardan oluşmaktadır. Hamileliğin ilk 3 ayında başlıca anneden geçen sıvılar etkisi ile oluşan bebeğin suyu, 12-13. haftadan itibaren bebeğin idrarını yapmasıyla oluşmaya başlar. Dolayısı ile bebek ilk 3 aydan sonra kendi çişini yani suyunu yutar ve takrar idrarını yapar. Bu anormal bir durum olmayıp doğmuş olan herkesin anne karnındayken yaşadığı bir süreçtir. Amniyon sıvısı normal şartlar altında mikrop içermez yani sterildir.

  • Bebeğin cinsiyeti ne zaman belli olur?

    Döllenmiş yumurta rahim içine yerleştiğinde cinsiyet belirlidir. Lakin, ultrasonda cinsiyetin belirlenmesi bir süreç almaktadır. Utrason dışında kandan birşeylere bakarak ise cinsiyeti bilmek mümkün değildir. Ultrasonla 11-13. hafta arası değerlendirmede %90 doğruluk payı ile cinsiyet tahmini yapılabilir. 16-18. haftalarda ise doğru cinsiyeti belirleme oranı %99 olup, 20. haftadan itibaren %100'dür. Bu verilen oranlar tecrübeli bir hekimin istatistiki değerleridir. Halk arasında yanlış bilinen bebek göstermiyor, bacaklarının arasında kordon girmiş gibi söylemler doğru değildir. Eğer hekiminiz ultrason konusunda deneyimli ise her şart altında cinsiyeti belirleyebilir.

  • Bebeğin cinsiyetini önceden belirlemek mümkün mü? Çin takvimi faydalı mı?

    Bazı genetik hastalıklar kız veya erkek bebeklerde tekrarlar, eğer ailede böyle bir öykü var ve problemli bebek istemiyorlarsa tüp bebek şartları altında döllenmiş yumurta rahme bırakılmadan önce oluşacak bebeğin cinsiyeti belirlenebilir. Bu durum isteğe bağlı olmayıp sadece özel durumu olan hastalıklı bebekleri belirlemek için belirli yerlerde yapılmaktadır. Bu tıbbi yol dışında Dünyada hiçbir yöntem yoktur ki cinsiyeti önceden belirleyebilsin.

    Eğer zaten Çin takvimi, şu meyve veya bu yüyecek şunu-bunu (erkek-kız) yapıyor olsa idi Dünya da herkes arzu etiğini elde etmeye çalışır ve denge bozulur idi. Halbuki bugün Türkiyenin nüfusunun %50.2'si erkek, %49.8'i bayandır. Dünyada da aynı oran geçerlidir. Görüldüğü gibi bu denge şunla bunla bozulmamaktadır. Lütfen, erkek olması için bunu, kız olması için şunu yapmalısnız türünden hurafelere inanmayın !!! En çok ifade edilen örnekte şudur; bir yakınım-komşum şu yöntemi uyguladı erkek-kız istiyordu ve dileği oldu....Neden olmasın ki....Zaten şansı yakalama oranınız %50, yani yarı yarıya dileğiniz gerçekleşecek. Bu oran hiçbirşey yapmadığınız zaman da mevcut. Dolayısı ile yeterki sağlıklı bir bebeğe ve bireye sahip olun, gerisinin önemi yoktur.

  • Hamileyim, bebeğimin doğum tarihini nasıl hesaplayabilirim?

    Hekimlerle hastalar arasında günün belirlenmesindeki  farklılık, hekimlerin hesaplamada son adet tarihinin ilk gününü anne adaylarının ise genellikle yumurta çatlama gününü hesaba katmasından kaynaklanmaktadır. Her anne adayının yumurta çatlama günü (ovülason) farklı olabilir ve net bilinmeyebilir ama her anne adayının kesin bir son adetinin ilk günü vardır. Bu sebeple doğum tarihi hesaplamasında son adetin ilk günü değerlendirmeye alınır.

    Hesaplamada son adetin ilk gününe 7 gün eklenir sonra 3 ay çıkarılır ve bir sene daha eklenir. Bu hesaplama ile doğum günü 40. hafta=280 gün= 9 ay 10 güne hesaplanmış olur. Bununla birlikte tüm gebelerin bu hesaplama ile ancak %5'i bu tarihte doğar. Geri kalan %95'lik kısım ise 37-41. haftalar rasında normal vajinal doğum yapar. Eğer daha önceden

  • Hamilelikte tırnaklara oje sürmek zararlı mıdır?

    Ojelerin çinde sıklıkla formaldehid ismi verilem kimyasal yapı mevcuttur. Uygulama sırasında bu maddenin tırnaklardan emilip kana karışma ve bebeğe zarar verme olasılığı yoktur. Bununla birlikte prosedürün uygulandığı odanın havalandırmasının iyi olması önemlidir.

  • Hamilelikte Folik asit kullanımının zararlı etkileri var mı?

    Son çalışmalar aşırı folik asit alımının (normal diyete ek olarak vitaminlerle aşırı doz alımında) yenidoğan bebekte Astım ve Otism riskini arttırdığı yönündedir. Bu demek değildir ki gebeliğinizde folik asit almayın. Lakin, Sadece nöral tüp defektli bebek doğurmuş ve enzim eksikliği olan anne daylarının kullanacağı yüksek doz (5mg) folik asidi de rutin bir gebelik için almayın. http://www.medscape.com/viewarticle/743620

  • Hamilelik sırasında ve saçımı boyatabilir miyim?

    Gebelikte saç boyamanın güvenli olduğuna dair kesin bilgi yoktur. Saç boyası boyama sırasında çok az miktarda kimyasal maddeler saç derisinden emilebilmektedir, ancak ne kadar emildiği ve fetüse ne kadar zarar verdiği belli değildir. ACOG (American College of Obstetricians and Gynecologists); saç boyaları deriden çok az geçebildiği için güvenli olabilir dese de sağlıkçıların çoğu gebeliğin ilk üç ayında saç boyamasını önermemektedir. Unutulmaması gereken, saç boyaları solunum yoluyla deri emiliminden daha çok geçer. Dolayısı ile saç boyama yapılacaksa ortamın havalandırmasının önemi deriden geçme olasılığından çok daha fazladır.

    • Gebelikte saç boyama ile ilgili çok az bilimsel çalışma vardır ve şimdiye kadar yapılan deneysel hayvan çalışmaları yeterli değildir.
    • Saç boyası, meç, perma veya düzleştirme işlemleri ilk üç ayda yapılmamalıdır.
    • Solunum yoluyla ciltten daha çok geçer. Dolayısı ile kuaförün bulunduğu ortamda havalandırma çok iyi olmalıdır.
    • Doktor izni olmadan saç boyası yapılmamalıdır.
    • Saçlı deriden (kafadan) Saçın soğuk su ile yıkanması, kimyasal maddelerin ciltten emilimini azaltmaktadır.
    • Boyamadan sonra saç ve saçlı deri bol su ile yıkanmalıdır.
    • Kına gibi natürel saç boyaları daha çok tercih edilmelidir.
    • Saç kesiminin bir zararı yoktur.
    • Emzirme döneminde saç boyaması daha az risklidir.

    Saç bakım ürünlerinin bebek üzerinde neler yapabileceği kesin olarak bilinmediğinden mümkün olduğu kadar gebelikte (özellikle ilk 3 ayda) bu kimyasal maddelerden kaçınılmalıdır.

  • Hamilelikte bilgisayar ve cep telefonu kullanabilir miyim?

    Eğer sürekli bir bilgisayar kullanıcısıysanız, ekrandan gelen ışınları minumuma indirmek adına cihazdan en az 40-50cm uzakta oturmak gereklidir. Bu tür ışınların yansımasını minumuma indirmek için ekran filtresi kullanılabilir. Kullanımın bebeğe zararı yoktur. Ek olarak eğer laptop kullanıyorsanız, cihazı vücudunuzdan 40-50 cm'lik bir mesafeye koyun, kesinlikle diz üstüne koyarak çalışmayın.

    Cep telefonları ise güncel problem olup mümkün olduğunca gebelikte kullanımından kaçınmak gerekir. Kötü etkilerine yönelik yoğun kuşkular-eleştiriler olan bu tür cihazlardan özellkle gebelik sırasında minimum faydalınmalıdır.

  • Hamilelikte kullanılan iyi bir multivitamin nasıl olmalıdır?

    Öncelikle hamilelik sırasında multivitamin kullanımı olmazssa olmaz şartlardan değildir. Sağlıklı beslenen bir anne adayının ek olarak günlük 30mg demirden başka birşeye ihtiyacı yoktır (Bknz. WHO). Bunula birlikte kötü beslenme alışkanlığı olanlarda, tek yönlü beslenenlerde, vejeteryalarda, sigara içenlerde, çoğul gebeliklerde özellikle kullanılmalıdır.

    Eğer multivitamin alacaksanız doktorunuza danışmadan bir ürün kullanmayınız.

    Eğer vitamin içeriğinde, A ve D vitaminin fazlalığı varsa toksikasyonlara (zehirlenmeye) yol açabilir.

    A vitamini multivitamin içinde 4000 IU'den  fazla olmayıp beta karoten formunda olmalıdır.

    D vitamini 400 IU'yi geçmemelidir.

    Riboflabin (B2) ve B6, 2-3 mg geçmemelidir.

    Folik asit 800 mg olmalıdır, daha fazlası tehlikelidir. Fazla folik asit alımının otizm ile ilişkili olduğuna dair son dönemlerde artan yayınlar vardır.

    Çİnko en az 15 mg olup eser düzey magnezyum, selenyum, bakır ve biotin içermelidir.

    En önemlisi en az 100 mg demir içeriği olmalıdır.

  • Hamilelik ve Vejeteryan Beslenme !!!

    Vejeteryan tür beslenme, hayvansal ürünlerin öğünlerde olmadığı bir beslenme şeklidir.  Genel fikir, bilinçli bir şekilde bu tür beslenilme yapıldığında ve önerilen vitaminlerin alınması durumunda bu tür beslenmenin anne adayı ve bebeğine negatif etkileri olmayacağı yönündedir. Bu tür gebelikler, perinatolog (perinatoloji uzmanı) kontrolünde olmalıdır.

    Vejan (sadece bitkisel ürünler) ve Frutarian tip (bitlkilerin koparıp ölüdürülmeden tüketilmesi) vejeteryanlık gebelik için  en riskli tiplerdir.

    Vejeteryan tip beslenmenin bir faydası da lifli beslenmeye sekonder kabızlık-hemoroid (basur) gibi şikayetlerin daha az görülmesidir. Yine bu grupta, daha az kaloriye bağlı kilo kontrolü daha kolay olur ve daha az yağa bağlı olarakta reflü-kusma gibi dispeptik (gastrointestinal şikayetler) problemler daha az izlenir. Ek olarak bol yeşillik tüketimine bağlı folik asit alımının bu tür beslenmede en üst düzeyde olmasıdır. Folik asit kan yapımında ve sinir sisteminin oluşmasında önemli bir vitamindir. BUnunla birlikte fazla alınmamalıdır.

    Soya ağırlıklı beslenmeyi içeren vejeteryan diyeti sonucunda eğer anne adayının bebeği erkek ise bu bebeklerde penis ucunda yer alan işeme deliğinin penisin yan tarafında açılması sonucu izlenen (hipospadias) sakatlık 5 kat daha sık izlenir.

    Katı vejeteryan diyeti yapıp süt ve ürünleri tüketmeyenlere D ve kalsiyum takviyesi yapılmalıdır. Aynı şekilde vejeteryan diyeti uygulamayan gebelerde bile artan demir ihtiyacı vejeteryanlar için elzem olup, diyete mutlaka dahil edilmelidir.

    B12 ve çinko alımı hayvansal gıdaların kesilmesi alınamayacağı için vejeteryan anne adaylarının diyetine eklenmelidir.

  • Pregnorexia ve Gebelik !!!

    Gebelikte kilo alma korkusu ve formun bozulacağı korkusu ile anne adaylarının tehlikeli bir biçimde diyet yapması hatta istemli olarak hiçbirşey yememesi ile karekterize bir beslenme bozukluğudur. Bu tür gebelerde erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek, erken suların gelmesi, preeklampsi gibi komplikasyonlar daha sık izlenmektedir.

  • Hamilelik ve GDO'lu ürünler !!!

    Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda oluşan canlıya Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO)  denmektedir. Bitkilerin genetiğinde değişme ve bunu tüketen bizlerde orta ve uzun vadede ne gibi etkilerin izlenebileceği bir soru işaretidir. Zaman zaman bu tür ürünlern kansere eğilimi arttırdığı yönünde söylemler olsada henüz bilimsel kanıt yoktur. Henüz ne gibi etkileri olduğu bilinmeyen GDO'lu ürünlerin gebeler tarafından tüketilmemesi ve doğal ürünlerin tercih edilmesi önerilmektedir.

  • Hamileyim, çiğ köfte - sushi yiyebilir miyim?

    Kısa cevap hayır. Çiğ ürünlerde et veya balıkta (sushi) belirli parazit ve mikropların taşınması ile anne adayında ve dolayısı ile bebeğinde gebeliğin dönemine göre bazı komplikasyonlara sebep olabilir. Tercihen tüm aldığımız besinler pişmiş ve pastorize ürünlerden olmalıdır. Bu sebeple açıkta satılan ürünler yerine hijyenik koşulların uygulandığı ortamda hazırlanan ürünler tercih edilmelidir.

  • Hamilelikte sağlıklı beslenme (içecekler, besinler, tatlandırıcılar) nasıl olmalıdır?

    Dengeli bir diyetin %30'nu yağların oluşturduğu düşünülür ise bitkisel kökenli yağlar  (zetinyağu, mısırözü) hayvansal doymamış yağlara (tereyağ, iç yağı) tercih edilmelidir. Beslenmenin büyük ksımını karbonhidratlar oluşturmakta olup dondurma, tatlı, şeker gibi kan şekerini hızla yükselten ürünlerden uzak durulmalıdır.

    Dondurulmuş ve çözülmüş ürünler bakteri taşımaya meyilli olup anne adayını besin zehirlenmesine sürükleyebilir. Bu sebeple bu tip hazır gıdalardan ve yiyeceklerden uzak durmak gerekir. Ek olarak, konserve içerikli besinler muhteviyatı gereği içinde koruyucu ve renklendirici ajanlar içerebilir, bu tür yiyeceklerden de uzak durmak gerekir.

    Süt ve ürünlerinin (yoğurt, peynir) de mutlaka pastorize ürünlerden yapılmış olması önemlidir. Listeria ve Brusella enfeksiyonu gebeliği ve anne hayatını tehlikeye atabilir.

    Normal şartlar altında birey için besinlerden alınan tuz yeterlidir. Ek olarak sofra tuzu kullanımına ihtiyaç yoktur. Hamilelerde kesinlikle tuz, ek olarak kullanılmamalıdır. Kullanımı ile ödem ve tansiyon artışı gibi (hipertansiyon) bulgular ortaya çıkabilir.

    Hamilelik sırasında kafein içeren çay, kahve, kakao, kola gibi ürünlerden belirli miktarlarda içilebilir. Örneğin günde 3 bardak çay veya bir bardak kahve ve bir bardak çay içilmesinde sakınca yoktur. Görüldüğü gibi kısıtlama her ürünün içeriği ile ilgilidir. Eğer yukarda sayılan ürünlerin hepsini tatmak istiyorsanız aynı gün içinde olmamalıdır. Fazla miktarda alınacak kafein, anne adayı ve bebeğinin kalbinde ritm problemlerine yol açabilmektedir.

    Bitki çayları ise genellikle bebeğe ve gebeliğe zararı olmamakla beraber içerikleri önemlidir. Etkileri net olarak bilinmeyen karışımların gebelikte rahim kasılmalarını tetikleyici (Örn: ahududu yaprağı) etkileri olabilir. Bu sebeple bilinmeyen ürünleri tercih etmeyin.

    Tatlandırıcılara gelince eğer böyle bir alışkanlığınız var ise tercihen <strong><em>aspartam veya sukraloz</em></strong> içerikli olanları kullanabilirsiniz. Farelerde yapılan deneysel çalışmalar; ancak 40.000 insanın bir içecek için (çay-kahve) kullanacağı dozu,  bir seferde kullanılması ile farelerde zararlı etkilerin oluşabileceği gösterilmiştir. Bu sebeple, teorik olarak bir insanın bu dozu alması imkansız olduğundan anne adayları güvenle tatlandırıcılı ürünler veya tatlandırıcı kullanabilir.

  • Hamilelik sırasında hangi ilaçları kullanabilirim? Aşı yaptırabilir miyim?

    İlaçlar yapabileceği etkilere göre kategorize edilmişlerdir. Postansiyel teratojenik (sakatlık yapıcı) etkileri olan ilaçlar gebelikte kullanılmaz. İlaca bağlı sakatlık, gebeliğin son adet günün ilk gününe göre hesaplandığında  4-10. haftalar arasında, tehlikeli ilaçların kullanımı ile oluşur. Bahsedilen bu dönem bebeğe ait organların oluştuğu dönem olup riskli periyot olarak adlandırılır. Zorunlu durumlarda belli grup ilaçlar bahsedilen riskli dönemde dahi kullanılabilir. İlaçların riskli olup olmadığı ve risk değerlendirmesi bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) ve gerekirse farmakolog tarafından yapılmalıdır.

    Hamilelik sırasında ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak parasetomol içerikli (minoset, parol vs.)  kullanılabilir. Antibiyotik olarak eğer bir hassasiyetiniz yok ise penisilin grup ve türevlerini kullanmak son derece güvenlidir. Yine de en doğrusu anne adayının ilaç kullanımından önce doktora danışmasıdır.

    Aşı olarak gebelikte eğer son beş sene içinde olmadıysanız tetanoz aşısı yaptırmanızda sakınca yoktur. Ek olarak hepatit aşıları da gebelikte uygulanabilir. Tehlikeli bir durum varlığında kuduz aşısı gebeye uygulanabilir. Aşıların içeriği uygulama açısından önemlidir. Canlı aşılar (kızamık, kızamıkçık, kabakulak) gebelikte uygulanmaz. Bu tür ilaçlar gebelikte uygulanmayacağı gibi gebelikten önceki üç ay içinde de uygulanmamalıdır. İlaçlarda olduğu gibi aşı uygulamsından önce doktorunuza danışmanız önerilir.

  • Gebelik sırasında ne kadar kilo alınmalıdır?

    Öncelikle her anne adayının fiziki yapısının aynı olmadığını bilmek ve gebelik sonunda herkesin aynı kiloyu alamayacağını bilmek önemlidir. Kilo alımı kişinin vücut-kitle endeksine göre kişisel farklılıklar gösterebilmektedir. Ortalama bir anne adayı gebeliği boyunca 12-13 kg alır. Bu kilo alımı gebelik öncesi zayıf olanlarda 20 kg'ya kadar olabildiği gibi, gebelik öncesi obez (kilolu) olanlarda 7-8 kg ile sınırlı olabilmektedir. Bu verilen ortalamaların tekil bir gebelik için geçerli olduğunu ve ikiz gebelikte bu ortalama değerlerin %50 artış gösterdiğini bilmek önemlidir.

    Gebelik sonunda elde edilen kilonun sadece size ait olmadığını da hatırlatmak isterim. Doğum öncesi sadece bebek 3-3.5 kg'dır, plasenta (eş)  500gr, amniyon mayii 1 kg, gögüslerde süt birikimi nedeni ile 500 gr artış olmaktadır. Ek olarak anne adayının kan volümünün artması ve ödem nedeni ile gelen kilo artışını da eklersek anne adayının yağ depolamasına bağlı kilo alışı oldukça sınırlı olacaktır. Tüm bunlar ideal şartlar altında 12-13 kg aldığınızda, doğum sonrası ideal kilonuza en kısa sürede ulaşabileceğinizi göstermektedir.

  • Hamilelik sırasında nasıl beslenmeliyim?

    Öncelikle gebesiniz diye halk arasında en çok bilinen yanlış olan iki kişilik yemeyi bırakın. Bir anne adayının günlük kalori ihtiyacı gebelik öncesine göre sadece ve sadece 300 kcal artmıştır. Dolayısı ile dengeli beslenerek gebelik öncesine göre artı 300 kcal alırsanız yeterli kaloriyi almış olursunuz (orta boy bir lahmacun yaklaşık 300kcal'dir).

    Gebenin beslenme düzeni içinde  yeterli besin ve vitaminleri alması oldukça önemlidir.  Öncelikle,  gebenin yanlış beslenme alışkanlıkları varsa bunlar düzeltilmelidir. Gebeler uzun süre aç kalmamalıdır. Anne adayları uzun süren açlıklarda hipoglisemiye (kan şekerinin düşmesi) kolaylıkla girerler. Bu sebeple öğünler sık aralıklı (2-3 saatte bir) ve küçük porsiyonlar halinde olmalıdır. Öğün atlama kesinlikle yapılmamalıdır. Özellikle vejeteryan diyetle beslenenlerde B12 vitamini takviyesi gereklidir. Gebelikte demir, folik asit ve D vitamini ihtiyacı yalaşık  iki katına çıkar. Ayrıca diğer birçok eser vitamin ve mineralin ihtiyacında da artma olmaktadır. Demir haricinde diğer vitamin ve mineral ihtiyaçları dengeli beslenme ile gebelik boyunca karşılanabilir ve dışardan alınmalarına ihtiyaç olmayabilir. Ancak, demirin 18-20. haftadan itibaren dışardan ilaç olarak alınması mutlaka şarttır. Hamileliğin mutlak alınması gereken vitamini Demirdir.

    Eğer gebe dengeli beslenmez ise, kansızlık, enfeksiyonlara direnç azalması, kemik erimesi, guatr gibi hastalıkların sıklığında artış olmaktadır. Bu kapsamda mümkün olduğunca bir hafta içinde bir gün balık (deniz balığı, Örn: somon, tuna, hamsi, levrek vb.), diğer gün etli ürüler, diğer bir gün beyaz et, başka bir gün sebze, hatta diğer günde karbonhidratlı besinlerde fazla olmamak kaydı ile yiyebiliriz. Beslenmede direk şeker (tatlı, dondurma vs.) kan şekerinde ciddi yükselmelere sebep olduğundan önerilmez.

    Gebelikte tavsiye edilen gıdalar şunlardır:
    <ul>
    <li>Süt, yoğurt, yumurta ve ıspanak gibi kalsiyumdan zengin gıdalar önerilir. Günlük süt-peynir-yoğurt tüketilmesi günlük kalsiyum ihtiyacının karşılanmasını sağlar. Bu gıdalar yeterince alınmıyor ise kalsiyumun dışardan ilaç olarak alınması gereklidir. Özellikle gebliğin son trimesterinde (30-40 hafta arasında) kalsiyuma olan ihtiyaç artar.</li>
    <li>Folik asitten zengin taze sebze ve meyveler bolca tüketilmelidir.</li>
    <li>Gebelikte çiğ et tüketiminden belli hastalıklar (toksoplasma, kist hidatik)  nedeni ile kaçınmak gereklidir. Bu nedenle salam sosis ve çiğköfte gibi gıdaların tüketiminde güvenli - hijyenik ürünler ve markalar tercih edilmelidir.</li>
    </ul>

  • Hamilelikte cinsel ilişki serbest midir, düşüğe yol açar mı?

    Tüm gebelik boyunca belli durumlar dışında cinsel ilişkiye girmekte sakınca yoktur. Bazen cinsel ilişki sonrasında karında kasılma ve ağrı hissedilebilir. Bu durum; meme uyarısı, orgazm ve menideki bazı maddelerin rahimde kasılmaya sebep olmasından dolayı olabilir. Bu tür kasılmalar geçici olup normal koşullar altıda erken doğuma yol açmaz.  Erken doğum tehditi olanlara (düzensiz kasılmaları olan veya tedavi alan), kanama şikayeti olanlara, suyu gelmiş olan anne adaylarına cinsel  ilişki önerilmez. Anne adayının düşük olur korkusu ile tüm gebelik boyunca kendini cinsel ilişkiden kısıtlamasının faydalı olduğuna dair bilimsel yayın yoktur.

    Çiftler, gebelikte rahat uygulayabilecekleri uygun pozisyonları internetten veya belli kitaplardan edinebilirler.

  • Hamilelik sırasında sıvı alımı ne kadar ve nasıl olmalıdır?

    Gebelikte vücudun sıvı ihtiyacı artacağından her gün bol miktarda sıvı alımına dikkat edilmelidir. Günde en az 2-3 litre (8-10 su bardağı) sıvı alımı şarttır. Bol su, taze meyve suları, hafif çorbalar, yoğurt, az şekerli kompostolar, limonata, sıvı miktarı fazla ayranlar vs. seçenekler arasındadır. Görüldüğü gibi sıvı alımından kast edilen sadece su değildir.

    Alınan bol sıvı gebelikte görülme sıklığı artan kabızlık, basur, idrar yolu enfeksiyonları, erken doğum, düşük riski gibi çok önemli problemlerin de oluşmasını engelleyebilir.
    Tabi hem idrar çıkışını arttıran kola, kahve, çay gibi içeceklerden hemde su tutucu özelliği olan gazlı soda gibi içeceklerden çok miktarda alınmamalıdır. Kola, çay ve kavede yoğun kafein olduğu unutulmamalı, özellikle bu içecekler fazla tüketilmemelidir.

    Taze sıkılmış meyve sularını içerken de şeker içeriğini unutmamak ve aşırıya kaçmamak gerekir. Anne adaylarının kan şekeri besinlerden sonra yükselmeye meyilli olduğundan, şekerli içecekler kan şekerinin ani çıkışlarına sebep olabilmektedir.

  • İleri yaş gebeliğim var, amniyosentez veya CVS yaptırmalı mıyım?

    American College Obstetrics &amp; Gynecolgy (ACOG) 2007 bültenin de belirtildiği üzere artık 35 ve üstü anne adaylarına ikili kombine test uygulaması yapılmadan direk olarak  CVS (koryon villüs örneklemesi) veya amniyosentez (su alma) ÖNERİLMEMEKTEDİR.

    <strong>Eskiden 35 yaş ve üstüne yapılan bu tür uygulamalar günümüzde kabul görmemekte, doğru ve etik bir davranış olmamaktadır</strong>.

    Eğer bahsedilen ikili kombine testinizde artmış Down sendromu riskiniz var ise sonucu ivedilikle öğrenmek adına 11-14. hafta arasında uygulanan CVS uygulamasını yaptırmanız güncel ve doğru bir yaklaşım olacaktır. Bu tür uygulamaları mutlaka bir perinatoloğun (perinatoloji uzmanı) yapması gerekmektedir.

    Eğer girişimsel müdahalede bulunulmadıysa bu tür riskli gebeliklerin (kromozom anomalisi açısından) ilerleyen haftada bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafından değerlendirilmesi önemlidir.

    Bununla birlikte 40 yaş ve üstü anne adaylarına Down sendromu için uygulanan bu tarama testlerinin güvenirliliği ve tespit edebilme gücü hakkında detaylı bilgi veriminden sonra ailenin de onamı ve kararı ile CVS-Amniyosentez opsiyonu sunulabilir.

    40 yaşında olan (tekil gebeliğe sahip) bir anne adayının yaşa göre Down sendromlu bebek doğurma olasılığının yaklaşık 1/100   olduğu ve bu riskin de artan yaşla beraber dahada yükseldiği düşünülür ise ileri yaş grubunda (40 yaş ve üstü) bulunan bu anne adaylarına direk  girişimsel müdahale önerilmesi çokda yanlış görünmemektedir.

  • Hamilelikte seyahat (araba, uçak) güvenli midir? Düşüğe (erken doğuma) yol açabilir mi?

    Cevap kısaca evet. Seyahat ederken pozisyonunuzun sandalyede oturmaktan farklı olmadığı düşünelecek olursa, güvenlik tedbirlerine uyulduğu takdirde (hız limitlerine uyma, emniyet kemeri kullanma vs.) anne adayı için araba ile seyahatin sakıncası yoktur.

    Halk arasında en çok bilinen yanlış ise arabanın gebeyi sallaması ve düşüğe yol açacağı inanışıdır. Bu algı eğer doğru olsa idi anne adayı yürürken dahi arabada bulunduğundan daha çok sallandığı için düşük kaçınılmaz olmalı idi. Halbuki rahim ve rahim ağzı bu tür basit sarsıntı ve darbelerle erken doğuma gitmez. Uzun bir yolculuk yapılacak ise 3-4 saatte bir mola vererek 5-10 dakikalık hafif yürüyüş yapmak kan- venöz sirkülasyonu için iyi olacaktır. Gerekirse dize kadar ulaşan bir varis çorabının kullanılması, kan dolaşımının artmasına katkı sağlayacaktır.

    Diğer bir yanlış inanış ise uçağın içindeki basıncın gebeye zarar verdiğidir. Bu da çok bilinen bir yanlıştır. Uçağın içinde bulunduğu irtifaya göre dengelenmiş basınç bulunmaktadır. Bu durum söz konusu olmasa uçak içinde yaşamımızı devam ettirebilmemiz mümkün olmayacak idi. Dolayısı ile uçak seyahatin bir zararı yoktur, ek olarak uzun mesafeleri kısa sürede yol alabilmesi açısından düşünüldüğünde yol stresini azaltacağından uzun yolculuklarda uçak tercih edilmelidir. Araba ile seyahatte olduğu gibi uzun uçuşlarda, seyahat esnasında 3 saatte bir uçağın içinde 5-10 dk. ileri-geri yürünmelidir.

    28. gebelik haftasından önce çoğu havayolu doktor izni olmadan uçuşa izin vermekteyken, 28. haftadan sonra doktor izni ile (erken doğum riski, su gelişi vs. olmadıkça) havayolu ile uçuş yapmanızda sakınca yoktur.

    Uçuş öncesi ile en çok sorulan sorulardan biri de güvenlik sırasında metal detektöründen geçişin güvenli olup olmadığıdır. Bu tür cihazlar zararlı olabilecek X ışını ile çalışmadığından anne adayına ve bebeğine bir zararı yoktur.

  • Hamilelik sırasında kedi-köpek bakımı nasıl olmalıdır?

    • Kedi ve köpeklere dokunulabilir, sevilebilir ve aynı ortamda bulunulabilir. Köpek ve kedilere dokunduktan sonra eller iyice yıkanmalı ve öncesinde el ağza götürülmemelidir.
    • Kedinin kumunun günde en az bir kez değiştirilmesinde fayda bulunmaktadır. Her ihtimale karşı kedinin kumu gebe olmayan bir aile ferdi tarafından değiştirilmelidir. Eğer bunu yapacak başka kimse yoksa kumun eldiven giyilerek değiştirilmesi gerekmektedir.
    • Kedi ve köpeğin aşılarının tamam olmasına dikkat edilmelidir.
    • Genelde ticari mamalar ile beslenen ve dışarı ile teması olmayan kedilerde teorik olarak toksoplazmosis olmaz. Ancak kediler bu paraziti çiğ et ya da çiğ süt yoluyla da alabilir. Bu nedenle kedilere çiğ et veya pastörize edilmemiş süt verilmemelidir.
    • Kedi tırmalaması genelde pek fazla sorun yaratmamakla birlikte cildin bütünlüğünü bozarak enfeksiyona duyarlılığı arttırabilir. Bu tür bir durumda cilt sabunlu su ile yıkanmalıdır.
    • Kedi ve köpek tüyleri insanlarda alerjik yakınmalara neden olabilir. Bu türden hassasiyeti olan gebe kadınlar geçici olarak evlerinde evcil hayvan bakımına ara verebilirler. Bu sebeple, allerjik reaksiyonunuz olduğunuzu bilmiyorsanı ve gebeyseniz, daha önceden de evcil hayvan edinmediyseniz, gebelik boyunca evcil hayvan beslemeye başlamak pek uygun görünmemektedir.
    • Temelde ana prensip temizlik olup, ellerin sık sık sabunla yıkanması tek başına bile çok iyi bir tedbirdir.
  • Hamilelik sırasında köpek beslenebilir mi?

    Eğer aşağıda sıralanan kural ve önerilere dikkat edildiği takdirde cevabınımız evet olacaktır.

    Köpeklerle ilgili en çok korkulan iki enfeksiyon kuduz ve kist hidatik hastalığıdır. Bu iki hastalığın da önlenmesi mümkün olduğundan  anne adaylarının köpeklere temaslarında da bir sakınca bulunmamaktadır.

    Köpeğin bakımında kuduz aşısı ve kist hidatik ilaçları asla ihmal edilmemesi gereken ana unsurlardır. Köpeklere uygun eğitim verilerek, asla sokak köpekleri ile başıboş kalmalarına izin verilmemeli ve çiğ et ile beslenmemelidir.

    Kist hidatik hastalığı sadece gebeler için değil, tüm insanlar için ciddi bir sağlık sorunu oluşturabilmektedir. Akciğer, karaciğer, karın içi ve beyinde bir takım kistlere neden olarak gebelikte de sıkıntı yaratabilmektedir.

  • Hamilelik sırasında kedi beslenebilir mi?

    Eğer kedi sokağa çıkarılmıyor, çiğ et ile beslenmiyor ise ve de bakımları, aşı-ilaçları ihmal edilmiyorsa gebede toksoplazma hastalığının gelişme riski neredeyse olanaksızdır. Ayrıca enfekte olan bir kedinin 14 gün süreyle bulaştırıcı olduğu, daha sonra bağışıklık kazandığı ve yeniden hastalanarak bulaştırıcı olmadığı da bilinmektedir.

    Sokak kedileri ise toksoplazmayı genelde yavrulukları döneminde geçirirler ve büyüdüklerinde bulaştırıcı olmazlar.

    Kediler enfeksiyonu aldıktan sonra iki haftalık bir kuluçka dönemini takiben paraziti dışkıları ile atarlar. Bu parazitlerin bulaşıcı özellik kazanması için dış dünyada 24 saat geçirmeleri gerekmektedir. Bu nedenle, kedide bulaştırıcı aktif enfeksiyon olsa bile, kedinin kumunun düzenli olarak günlük değiştirilmesi ile gebe kadına bulaştırması küçük bir olasılıktır.

    Toksoplazma özellikle kedi dışkıları ile bulaşmış sebze ve meyve türü gıdaların iyi yıkanmaması veya  pişirilmemesi yolu ile insanlara geçen ve gebelerin düşük veya erken doğum yapmalarına veya bir takım doğumsal sakatlıkların ortaya çıkmasına neden olan bir parazit enfeksiyonudur

  • Hamilelikte evcil hayvan beslenir mi?

    Gebelik döneminde kedi ve köpek beslenmesi ile ilgili halk arasında yaygın yanlış birçok düşünce bulunmaktadır. Genel olarak, gebelikte evcil hayvan grubundan kedi ve köpeklerin beslenmesinin ya da aynı evde bakımlarının sürdürülmesinin bir sakıncası yoktur. Elbette, gebelik sırasında kedi ve köpek beslemeye devam etmek isteyen anne adaylarının evcil hayvanlarının tüm bakımlarını, ilaç ve aşılamalarını aralıksız sürdürmelerinin bir zorunluluk olduğu da vurgulanmalıdır. Evcil hayvan kapsamında, kuş ve diğer hayvan türlerinin beslenmesinde de yukarıda sayılan bakımlara ve zorunluluklara dikkat edilmelidir. Diğer önemli bir nokta ise allerjik reaksiyonları da düşünerek gebelik öncesi eğer evinizde evcil hayvan yok ise hamilelik sırasında bu tür evcil hayvanları edinmeyi ve beslemeyi ileri bir tarihe ertelemek akılcı bir yaklaşım olacaktır.

  • Hamileler egzersiz-spor yaparken nelere dikkat etmelidir? Hangi sporları yapmamalıdır?

    Gebeler, egzersize cevabına göre egzersiz yoğunluğunu değiştirilmelidir. Başka bir anne adayının ulşatığı performansa  kendinizi zorlayarak ulaşmaya çalışmamalısınız.

    Gebeler için en ideal egzersiz yürüyüş ve yüzmedir. Yürüyüş çok hızlı tempoda olmamalı ve kendinizi yormayacak düzeyde olmalıdır. Gebelikte yaptığınız egzersizlerde bol bol ara verip soluklanmalı ve susamayı beklemeden bol su içilmelidir. Ayrıca güneş altında spor yapmamalıdır.

    Yüzme ise yerçekimine karşı olduğu için çoğu anne adayı için ideal spordur. Denizin dezenfektan özelliği olduğundan bulaşıcı hastalıkları havuzdan daha kolay kapmak mümkün olduğundan havuz yerine deniz tercih edilebilir. Havuz tercih edilecekse de sürekli denetlenen havuzlar kalabalık olmadığı zamanlarda tercih edilmelidir. Hamile bayanlar 15-20 dakika gibi kısa süreli denize girip tekrar gölgelik alanları tercih etmelidir.

    Gebelik boyunca karın bölgesine olası travmalardan kaçınmak için düşme ve kaza-hasar olasılığı yüksek olan kayak, paten, sörf, dağ bisikletine veya ata binmek, dağcılık gibi sporlardan; basınç değişikliğinden etkilenme olasılığı yüksek olduğu için ise derin su (Scuba) dalışlarından ve rakımı yüksek yerlerdeki spor aktivitelerinden uzak durulmalı. Gebeliğin son üç ayında ise dengeyi sağlamak problem olabileceğinden step aerobik gibi egzersizler tercih edilmemelidir.

  • Hamilelik sırasında spor yapılabilir mi? Hamileler için en uygun spor hangisidir?

    Evet. Bununla birlikte elbette her spor değil. Anne adayı gebelik öncesi tehlikeli sporlar dışında spor aktivitesi yapıyor ise kendini yormamak kaydı ile hamilelik sırasında sporunu yapabilir. Bu durum sabit olmayıp eğer anne adayının kanma, kasık ve karın-bel ağrısı gibi erken doğum semptomları var ise  spor aktivitesinden kaçınılmalıdır.

    Gebelikte yüzme ve yürüyüş yapılabilecek en ideal spor aktivitesi olarak kabul görmektedir. Gebelikte özellikle yaz aylarında en çok önerilen spor uygun saatlerde yürümek ve yüzmektir. Suyun içinde yapılacak jimnastik hareketleri de çok faydalıdır. Sabah saatlerinde yüzmek günü daha rahat geçirmek açısından faydalı olabilir. Gebelikte pilates ve yoga da önerilen  diğer sporlardandır. Gebelikte yapılan bu tür sporlarla yorgunluk hissi azalmakta, psikolojik açıdan daha rahat olunabilmekte ve daha rahat uyunabilmektedir.

    Yüzme hem vücut ısınızı düşürür hem siatik sinirin üzerinden yükü alarak gebeleri rahatlatır. Gebelikte yüzerken suyun boy hizasını geçmeyen derinlikte yüzülmesi, olası kramp riskine karşıda önemlidir. Gebelikte dalma kesinlikle önerilmez. Suda jimnastik hareketleri yapmak sağlıklıdır. Havuz veya deniz içerisinde oluşabilecek kramplara karşı yalnız yüzülmemesi de tavsiye edilir.
    Anne adayları dar olmayan gebeler için tasarlanmış olan mayolar tercih etmelidirler. Deniz veya havuzdan çıkıldığında mayo değiştirilerek kuru mayo ile güneşin dik olarak geldiği saatler dışında 20-30 dakika güneşlenilebilir.

  • Hamilelikte hangi vitamin-vitaminleri kullan malıyım?

    Gebelikte tek önerilen vitamin demir olup hamileliğin 20-24. hafta arasında başlanması uygundur. Eğer önceden bilinen bir anemi (kansızlık) şikayetiniz yok ise 20-24. haftadan önce demir kulanmak bulantı-kusmanızı arttırmak ve ishal-kabızlığa sebep olmaktan başka size faydası olmaz. Eğer gebelik öncesi folik asit kullanmadıysanız gebeliğiniz sırasında folik aside başlamanızın da faydası yoktur.  Genel vitamin desteği gebelikte şart olmamakla beraber sağladığı eser elementler ve destek nedeni ile hemen hemen tüm anne adayları tarafından gebelik boyunca kullanılmakta olup bebeğe zararı yoktur. Gebelik oyunca kullanılacak olan balık yağlarının bilimsel olarak ispatlanmış bir faydası yoktur, dolayısı ile gebelikte balık yağı kulanımına gerek yoktur. Deniz balığı (Ör: Somon<!--more--> balığı, levrek) yemek olarak tercih edilmelidir.

  • Hamilelik sırasında ne sıklıkla ultrasona girmeliyim?

    Dünya sağlık örgütü ve Amerika, İngiltere, Kanada, İngiltere vb. gelişmiş ülkelerin sağlıklı gebelik takip rehberlerinde temel olarak sıralanan ultrasonların yapılması önerilmektedir. Bu ultrasonlar; 1) gebe kalındığında gebeliğin ilk tespiti   2) 11-14. haftada NT taraması. Bu prosedür bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafından yapılmalıdır   3) 20-22. haftada detaylı-ayrıntılı  ultrason. Bu prosedür bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafından yapılmalıdır    4) 30-32. haftada bebekte gelişimin değerlendirilmesi   5) 36. haftada doğum öncesi genel değerlendirmedir. Bilimsel kanıtlar bu ultrasonun yeterli olduğunu göstermekle beraber, ülkemiz koşullarında gebelerin bebeğini görme arzusu ve anne adaylarında gelişen olası komplikasyonların (şeker, tansiyon, idrar yolu enfeksiyonu vs.) tespit edilmesi nedeni ile bilimsel bir kanıtı olmamakla beraber 30. haftaya kadar dört haftada bir, 30-36 arası 2-4 haftada bir, 37. haftadan itibaren doğuma kadar haftalık takipler kabul görmektedir.

  • Kan uyuşmazlığımız var, bebeğe zarar verir mi?

    Topumda yaklaşık evli çiftlerin %15'de kan uyşmazlığı vardır. Kan uyuşmazlığı kesinlikle bebekte bir sakatlığa sebebiyet vermez. Kan uyuşmazlığının meydana gelmesi için anne adayının Rh(-) ve baba adayının Rh(+) olması gereklidir. Genellikle bu çiftlerin ilk gebeliklerinde hiçbir sıkıntı yaşanmaz. Eğer Rh (-) anneden doğan bebek Rh(+) ve doğum sonrası ilk 72 saat içinde Anti-D yapılmamışsa bir sonraki gebelikte eğer bebek yine Rh(+) kan taşıyorsa bebekte immünizasyon gelişir ve kansızlık oluşur. Eğer anne karnında bebeğe kan transfüzyonu yapılmazssa bebek kalp yetmezliğinden kaybedilir. Bu sebeple bu durum tespit edilir edilmez deneyimli bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafından bebeğe anne karnında göbek kordonundan kan nakli yapılmalıdır.

  • Yenidoğan bebeklerde en sık hangi sakatlık görülür?

    Tüm Dümyada yapılan çalışmalarda gösterilmiştir ki, anne karnındaki bebeklerde en sık görülen sakatlık Kalp sakatlığıdır. Yaklaşık olarak her 125 anne adayından biri kalp sakatlığı olan bebek Dünyaya getirir. Bu sakatlıkların majör olanlarının (büyük ve ölümcül) hemen hepsi bu konuda deneyimli bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafındanFetal ekokardiyografi ile tespit edilebilir. Anne karnında bebekte kalp sakatlığının teşhisini takiben kalp sakatlığının tipine göre gebelik sonlandırılması veya bebekten kromozom çalışması yapılması düşünülebilir.

  • Akraba evliliğimiz var, bebeğimiz sakat olur mu?

    Akrabalık derecesine göre değişmekle beraber, aynı soydan gelen evlilikler sonucunda meydana gelen bebeklerde sakatlık görülme şansı normal topluma göre en az 2 kat artmıştır. Bu sebeple, bu tür gebeliklerde anne adayları bebeklerinin sağlıklı olup olmadığını öğrenmek için 11-14. haftasında NT taraması için ve 20-22. haftada ayrıntılı-detaylı ultrason için mutlaka perinatoloğa görünmelidir.

  • Epilepsi (sara) ve Diyabet (şeker) hastaları gebe kalabilir mi?

    Elbette kalabilir. Bununla birlikte Diyabeti olan ve insülin kullanan anne adayları gebe kalmadan en az üç ay önce kan açlık ve tokluk şekerlerini düzenlemeli ve gebelikte bebeğin organlarının geliştiği ilk üç ayda kan şekerleri yükselmemelidir. Bu durumda bebekte sakatlık şansı normal toplumla aşağı yukarı aynı düzeyde olur. Bu sebeple gebelik öncesi ve gebelik sırasında kan şeker regülasyonu son derece önemlidir. Bu tip gebelerin takibi mutlaka perinatolog (perinatoloji uzmanı) kontrolünde olmalıdır.

    Epilepsi hastaları da gebe kalmak istediklerinde gebeliklerini mümkün olduğunca en az ilaç kullanımı ile geçirmelidirler. Yapılan çalışmalarda epilepsi ilaçlarının kullanımı ile bebekte olası sakatlık şansının %2-4 düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Bu gebelikler de mutlaka bir perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafından görülmelidir. Anne adayları kesinlikle bebeğe zarar verme korkusu ile ilacı bırakmamalıdır. İlacı bırakma durumunda yaşanacak olası bayılma-düşme komplikasyonlarının anne ve bebek hayatını riske atacağı bilinen bir gerçektir.

  • Tüp bebekle hamile kalındığında bebekte sakatlık riski artar mı azalır mı?

    Normalde hiçbir sistemik hastalığı olmayan sağlıklı 100 anne adayının ikisinin bebeğinde sakatlık izlenir. Bu %2'lik oran tüm Dünyada aşağı yukarı aynıdır. Tüp bebek yöntemi ile gebe kalanların bebeklerinde sakatlık görülme oranı ise %3-4 civarındadır. Bu durumda tüp bebek yöntemi ile hamile kalındığında normal topluma göre bebekte olası sakatlık riski en %50 artmıştır. Bu tür gebelikler gebeliğin 11-14. haftasında NT taraması ve 20-22. haftada detaylı-ayrıntılı ultrason için bir perinatolog (perinatoloji uzamnı) tarafından görülmelidir.

  • Hamilelikte artmış bulantı kusma normal midir?

    Anne adaylarının %50'si  gebeliğin 6-12. haftaları arasında hafif bulantı kusma yaşayabilirler. Bu duruma sahip gebelerin ancak %5'i  beslenemeyecek düzeyede aşırı kusmaya sahip olurki bu durumda anne adayının hastaneye yatırılması ve damar yolundan beslenmesi gerekir. Genellikle 2-3 günlük hastanede tedavinin ardından gebeler taburcu edilir. Bu duruma Hiperemezis Gravidarum adı verilir. Tedavinin etkili olabilmesi için anne adayının beslenmesi bulantıyı arttıran kokulu, yağlı, baharatlı yiyeceklerden uzak durmasını içermelidir. Bu sırada alınan bulantı önleyici ilaçların da faydalı olacağı bilinmelidir. Temelde anne kanında gebeliğin oluşması ile meydana gelen HCG artışı sonucu oluşan bu şikayetler, gebeliğin 12. haftasından sonra HCG'nin düşmesi ile kaybolur.

  • Gebelikte şeker yükleme testi ne zaman ve kaç gr şeker ile yapılmalıdır?

    Şeker yükleme testi eskiden 50 gr yükleme ve ardından gerekirse 100 gr test doğrulaması ile yapılmaktaydı. Son bilimsel çalışmalar göstermiştirki gebeliğin 24-28. haftalar arasında 75 gr şeker ile OGTT yapılarak yapılan değerlendirmenin yeterlidir. Test öncesi bakılan açlık kan şekeri ve yükleme sonrası 1.ve 2. saat tokluk değerlerinin bakılması ile anne adayının gebelik şekerine (gestasyonel diyabet) sahip olup olmadığı belirlenebilir. Bunula birlikte risk grubunda olann anne adayları ilk 3 ayın sonunda 75 gr OGTT ile değerlendirilebilir.

  • Düşük sonrası hemen hamile kalınabilir mi?

    Eğer ilk 10 hafta içinde gerçekleşen bir düşükle karşılaştıysanız, sıklıkla izlenen bebeğinizde olası bir kromozom bozukluğu veya yapısal anomali varlığının olduğudur. Dolayısı ile eğer bu ilk düşünüğünüz ise endişelenmeyin. Hemen tekrar hamile kalabilirsiniz. Bu sırada özel bir araştırma yapmaya gerek yoktur. Düşük sonrası dinlenmeyi öneren ve belli bir süre hamile kalmamanın faydalı olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur. Eğer üç veya daha fazla ard arda düşük yaptıysanız, mutlaka araştırma ve tedavi için bir perinatoloğa (perinatoloji uzmanı) görünmelisiniz.

  • Hangi anne adayları perinatolog tarafından görülmelidir?

    Kalp hastalığı ve yüksek tansiyonu olan, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) geçirmiş, diyabet, tirod hastalıkları gibi endokrinolojik hastalıkları bulunan, başka sistemik hastalıkları olanlar, anormal tarama testi (ikili kombine test, üçlü ve dörtlü test) sonucuna sahip olanlar, yüksek AFP düzeyi tespit edilen gebeler, ikiz veya üçüz çoğul gebelikler, erken doğum öyküsü olanlar, erken membran rüptür hikayesi olanlar, anne karnında bebekte büyüme-gelişme geriliği hikayesi olanlar, tekrarlayan düşük öyküsüne sahip anne adayları bir perinatolog tarafından değerlendirilmeli gerekirse gebelik boyunca takip edilmelidir. Bu riskli durumlar dışında anne adayları bebeklerinin yapısal bir sakatlık (anomali) taşıyıp taşımadığını 20. hafta civarında bir perinatoloğa (perinatoloji uzmanı) görünerek öğrenebilirler.

  • İkiz gebelik (çoğul gebelik) riskli midir?

    Cevap, evet. Öncelikle bilinmelidir ki, ikiz gebelik çoğul gebelik olup riskli gebelik kavramına girer. İkizlerin çoğu çift yumurta ikizi olmaktadır. Bununla birlikte çoğul gebelikte tek gebeliğe göre erken doğum, gelişme geriliği gibi riskler yönünden tekil gebeliğe göre daha fazla risk taşımaktadır. Ek olarak bu saydığımız riskler tek yumurta ikizlerinde daha sık görülür. İkiz gebeliğin takibi iki tane bebeğin takibi gibi olmamaktadır. Bu tür riskli gebelikler mutlaka bu konuda uzman (perinatolog-perinatoloji uzmanı) bir kadın doğum hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Çoğul gebeliklerde kromozom anoamlilerine yönelik biyokimyasal tarama testlerinin sağlıklı sonuç vermemesi sebebi ile 11-13. haftada NT değerlendirmesi hayli önem kazanmaktadır. Ek olarak, ayrıntılı-detaylı ultrason - ileri düzey ultrasonografi ve fetal ekokardiyografi de yapılmalıdır.

  • CVS mi, Amniyosentez mi?

    Kısa bir cevap olarak CVS diyorum. Nedenine gelince hem gebeliğin erken döneminde 3 aylıkken (11. haftadan itibaren) yapılabiliyor ve gerekirse bir günde sonucun alınabilmesi nedeni ile hem de ikili kombine test taramasınını yaptıktan sonra anne adayını amniyosentez seçeneği için 17. haftaya kadar bekletmekten kurtardığı için. Amacımız erken tanı olduğu için elbette CVS. Her iki prosedüründe tecrübeli ellerde düşüğe neden olabilme riski yaklaşık 1/300 dür. Tecrübeli ellerde diyorum, çünkü bu işlemi yapan Dr. sayısı yeterince fazla değildir. Dolayısı ile CVS işlemini yapabilen tecrübeli bir hekim perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafından bu işlem yapılacaksa CVS yapılmalıdır.

  • Bebeğin suyu (amniyon sıvısı) azalırsa ne yapmalıyım? Çok su içersem faydalı olur mu?

    Bebeğin suyunun azalmasının sebebi; su kesesinin erken açılması veya plasentanın (bebeğin eşi) erken yaşlanmasına bağlı gelişim yetersizliği ve suyun azalması şeklinde olabilir. Bu en sık karşılaşılan iki durumda da anne adayının fazladan su (sıvı) almasının faydası YOKTUR. Halk arasında en çok bilinen Bu YANLIŞ  inannış  doğru değildir. Bebeğin suyunu temel olarak başlıca bebeğe ait idrar oluşturduğundan annenin sıvı alımının bu olaya katkısı yoktur. Eğer bebeğinizde su azalması durumu gelişir ve özellikle bu olaya bebeğin ölçümlerinde gerileme de eşlik ediyor ise hurafelere inanmayı bırakıp acilen bu konunun uzmanı olan perinatoloğa (perinatoloji uzmanı) görünmelisiniz.

  • Bebeğimin suyunu arttırmak ve büyümesini sağlamak için ne yapmalıyım?

    Cevap, HİÇBİRŞEY... Anne adayının su içmesi ile bebeğin suyu arasında da bir ilişki yoktur. Yani, ÇOK SU İÇEREK BEBEĞİN SUYUNU ARTTIRAMAZSNIZ...Bebeğin suyu, yani idrarı anne adayının sıvı alımından bağımsız üretilir.

    İkinci bir yanlış ise anne adayının çok yiyerek bebeğinin daha çok geliceğine olan inanıştır. Tamamen yanlış bir bilgi. Anne adayının gebe kalmadan önceki beslenmesine göre, gebe kalınca fazladan günde 300kcal (küçük bir lahmacun) alması bir hamile için yeterlidir. Eğer bu inanış doğru olsa idi yemek yiyen herkesin bebeği kocaman, yemeyenlerinki ise ufacık olması gerekirdi. Anne adayının fazla yemek yemesi olsa olsa kendisine  fazla - aşırı kilo getirmekten başka bir şey sağlamayacaktır.  ÇOK YEMEK YEMEKLE BEBEK GELİŞİMİ DAHA İYİ OLMAZ...

    Yukarda sayılan sebeplerle, bebeğinizin suyunun azalması ve gelişmesinin yavaşlaması - durması durumunda konunun uzmanı bir perinatoloğa (perinatoloji uzmanı) acilen görünmelisiniz. Her iki durumda bebeğin ani ölüm riskini arttırdığından, bu tür riskli gebeliklerin Perinatolog (perinatoloji uzmanı) tarafında Doppler ile takibi yapılıp gereğinde acil doğum kararı alınabilmelidir.

  • Bebeğin gelişimi nasıl değerlendirilir ve boyu nasıl ölçülür ?

    Gerçekte, bebeğin anne karnındayken hiçbir zaman boyunu ölçmüyoruz ve ölçemeyiz. Bu teorik olarakta zaten bebeğin içeride duruş pozisyonu nedeni ile mümkün değildir. Ek olarak bize bebeğin boyunun da tıbbi hiçbir faydası ve getirisi yoktur. Size yapılan şovdan başka birşey değildir.

    Bebeğin boyu diye nitelindirilen ölçüm CRL (Baş-popo mesafesi) olup baştan topuğa olan ölçüm değildir.  Gerçekte bebeğin başının tepe noktasından popaya kadar olan ölçümdür. Dolayısı ile gerçek bir boy ölçümü de değildir. Gebeliğin 5-14. haftaları arasında  CRL ölçümü ile bebeğin gelişimi arasında mükemmel bir bağlantı vardır. Dolayısı ile baş-popo mesafesini ölçerek gebeliğin haftasını 14. haftaya kadar bu yöntemle belirleyebilir ve bebeğinizin sağlıklı büyüyüp büyümediğini öğrenebiliriz.

    14. gebelik  haftasından sonra bebeğin femurunu (uyluk kemiği) belli bir sayı ile çarparak (femur uzunluğu X 7) boyunu söylemek doğru bir yaklaşım olmadığı gibi Dünyadaki herkese (çinli, amerikalı) uygulamak mümkün değildir. Herkes için aynı boy ölçümü mümkün değildir:=)...14. haftadan sonra bebeğin kafa çapı, karın çevresi ve uyluk kemiği uzunluklarını ölçtüğümüzde ultrason cihazı bize otomatik olarak bebeğin kilosunu verir ve bunun gebelik haftası ile uyumlu olup olmadığını söyleyebilirz. Her topluma ait kilo-gram dolayısı ile bebeğe ait büyüme eğrisi farklı olacağı için doğrusu her toplumun kendine ait çizelgeleri kullanmasıdır.

    Zaten bebeğin 14, 15 veya 20 cm olması ile ilgili elimzde bir veri olmadığı için bunun yeterli olup olmadığını da bilemeyiz. Örn: Dr. bebeğinizin boyu 17 cm derse biz bunun o hafta için bebeğe ait normal bir değer olup olmadığını bilemiyoruz. Dolayısı bu tür söylemler laf kalabalığından ve gösteriden öteye geçmeyecektir. Dolayısı ile bu tür yanlış yaklaşımlardan uzak durmalısınız. 14. haftadan sonra yukarda da ifade edildiği gibi gebeliğin sonuna kadar bebeğin belli ölçümleri alınarak kilo hesaplaması yapılır. Sağlıklı olan ve doğrusu (bilimsel verilere dayanan) budur.

  • Bebeğin kilosu nasıl hesaplanır?

    Hamileliğin ilk 14 haftasında bebeğin CRL (baş-popo mesafesi) 'si ölçülerek gebelik haftası ile uyum değerlendirilir.

    Gebeliğin 14. haftasından itibaren bebeğin başının çapı (BPD), karın çevresi (AC) ve uyluk kemiğinin uzunluğu (FL) ölçülerek bebeğin kilosu hesplanır. Bu hesaplamayı doktor değil ultrason cihazı otomatik olarak yapar. Dolayısı ile bu üç ölçümü yapabilen herkes bebeğin kilosunu söyleyebilmeye muktedirdir:=)) Elde edilen kilo bebeğin haftası ile karşılaştırılarak  bebeğin gelişiminin normal olup olmadığı belirlenebilir.

  • Hamilelikte bebeğin cinsiyeti değişirmi?

    Kesinlikle değişmez... Eğer bebeğinizin cinsiyeti sürekli değişiyorsa bu bir Doktor hatasıdır.

    11-13. gebelik haftasında tecrübeli bir perinatoloji uzmanının (perinatolog) cinsiyeti doğru tahmin edebilme ihtimali %90 olup, 18-20. haftada tahmin gücü %100 yükselmektedir. Dolayısı ile ilk üç aydan sonra 4-5. gebelik aylarında yapılan tahminlerde hata olmamalıdır.

  • Bebeğin pozisyonu, kordonu cinsiyetin görülmesini engeller mi?

    Ultrason cihazınını iyi kullanan bir hekimin bebeğin pozisyonu, bacakların arasında kordon var gibi söylemlerden uzak durarak net bir cinsiyet tayini yapabilmelidir. Bebeğin yüzü dönükte olsa terst olsa cinsiyet her zaman görülebilir. Bebek göstermiyor söylemi doğru değildir...

  • Ultrason sırasında bebeğin saç ve göz rengi belirlenebilir mi?

    Ultrason ile bebeğin saçını tespit edebilmek çok zordur. ek olarak saç ve göz rengini bilebilmek mümkün değildir. Gözün açılıp kapanması nadiren ve tesadüfen ultrason sırasında gözlenebilir.

  • Bebeğim kaç kilo doğacak?

    Gebeliğin 16. haftası olan 4 aylıktan itibaren bebeğe ait kilo hesaplaması bazı ölçümler vasıtası ile yapılabilir. Bu hesaplama için bebeğin kafa ölçümü, karın çevresi ölçümü ve uyluk kemiğinin uzunluğunun ölçümü yeterli olup bu verilerle ultrason cihazı bebeğin kilosunu bize vermektedir. Bu kilo hesaplamasını en basit ultrason cihazı dahi yapabilmekte olup hekime ait özel bir yetenek gerektirmemektedir.

    Bebeğin kilo alımı anne adayının beslenmesi ile ilgili olmayayıp bebeği besleyen plasenta (eş) ile ilgilidir. Gebeliğin erken dönemlerinde bebeğin doğum sırasında kaç kilo veya gram olacağını önceden bilmek mümkün değildir. ilerleyen gebelik haftasında plasentada ortaya çıkabilecek dolaşım bozukluğu bebeğin kilo alımına engel olabilecektir. 37-41. gebelik haftaları arasında 2500-4000 gr arasında doğan bebekler normal kiloda doğmuş olarak kabul edilir.

  • Anne adayının rahim ağzı uzunluğunu rutin olarak ölçmek şart mıdır?

    Hayır.

    Eğer önceden geçirilmiş erken doğum öykünüz varsa, çoğul gebeliğiniz var ise, rahim ağzından daha önce geçirilmiş operasyonunuz varsa (LEEP, konizasyon) ve gebeliğiniz sırasında zaman zaman kontraksiyonlarınız (kasılmalar) oluyorsa takip amaçlı seri serviks uzunluğu (rahim ağzı uzunluğu) ölçümü yapılabilir. Klinik bulgular ve uzunluktaki kısalmaya bağlı tedavi düşünülebilir.

  • Hamilenin karnının çıkık veya yayvan olması bebeğin cinsiyetini gösterir mi?

    Kesinlikle HAYIR. Eskiden ultrason yokken büyükler karnın şekline göre (sivriyse, herhalde penisi işaret ettiğinden erkek) (karın yayvan ise kız) cinsiyet tahmininde bulunurmuşlarmış, mış mış mış.... Zaten bilinen iki cinsiyet var. Zaten kör olsanız ve kafadan sallasanız  cinsiyeti %50 bilebilme şansınız mevcut:))) Dolayısı ile karnın şekline bakarak cinsiyeti tahmin etme gibi saçmalıklara lütfen inanarak gülünç olmayalım...:)

  • Karnın büyüklüğüne bakarak bebeğin kilo alımı tahmin edilebilir mi?

    Herkesin vücut yapısı farklılıklar gösterdiğinden gebeliğin aynı haftasında birçok hamileyi karşılaştırdığınızda aynı karın büyüklüğünü göremezssiniz. İnce uzun yapıya sahip olanlarla kısa boya sahip olan anne adaylarında aynı haftada aynı dış görünüm olmaz. Dolayısı ile siz siz olun çevrenizin sizin için "karnın çok çıkmamış bebek büyümüyor mu acaba" gibi safsata sözlerine itibar etmeyin. Örneğin bebek 22. haftada yaklaşık 500 gramdır, bebek biraz büyük olsa ve de 600 gr olsa  biz 100 gr farkı gözümüzle tespit edip karnın büyükmüş diyebilir miyiz? Elbette diyemeyiz...Dolayısı ile gözle yapılan tespit objektif olmayıp subjektiftir ve yanıltıcıdır. Siz, siz olun çevrenizde gereksiz konuşanlara değil, ultrason ölçümlerinde çıkan ölçümlere itibar edin.

  • Hamilelikte hangi Deniz ürünleri yenilir?

    Deniz ürünleri protein ve demir yönünden son derece zengin olup içerdikleri omega-3 aminoaistleri sayesinde bebeğinizin beyin gelişimine oldukça faydalıdırlar.  Somon, tuna, levrek, mezgit, pisi balığı, sardalye, deniz levreği, dil balığı, kırlangıç balığı, yayın balığı, morina balığı, yengeç, karides anne adayları için (haftada 340 gr' kadar) tavsiye edilebilir deniz ürünleridir. Bu ürünlerin konserve olmaması tercih sebebidir. Konserve diyet ton balığı haftalık 170 gr'a kadar tüketilebilinir. Food and Drug Administration (FDA) ve Environmental Protection Agency (EPA); haftalık 340 gr'a yukarda sayılan deniz ürünlerinin tüketilmesini önermektedir.

  • Hamileler için hangi deniz ürünleri zararlıdır?

    Bakteri kontaminasyonu açısından midye vb. gibi içerikli deniz ürünleri (çiğ kabuklular), çiğ suşi,  köpekbalığı, kılıçbalığı,taze ton balığı,  uskumru, kiremit balığı gibi yüksek içerikli civa içeren balıklar anne adaylarına önerilmez. Erişkinlerde bu tür yüksek civa içerikli balıkların tüketilmesi problem olmaz iken hamilelerde sık ve fazla tüketilmesi durumunda bebek üzerinde toksik ve zararlı etkileri olabilir. Aynı zamanda gebelikte tütsülenmiş (dondurulmuş füme balık) deniz ürünlerinin yenmemesi önerilmektedir. Gebelikte, çiftlik balıklarında kansere yol açabilen poliklorlanmış bifeniler (PCB) ve başka zehirli maddeler olabileceği için yenilmesi önerilmez.

  • Hamilelik sırasında balık yağı mı yoksa taze balık mı?

    Bilimsel olarak sunulan gerçekler doğrultusunda hamilelik sırasında balık yağlarının içeriğinin bebeğin beyin gelişimine katkıda bulunduğuna dair kanıtlanmış net bir veri yoktur. Faydalı olabileceğini gösteren bilimsel yayınlar var olmakla beraber, hiçbir faydasının olmadığını da gösteren birçok veri mevcuttur.

    Ek olarak balık yağı ürünlerinin gebelikte güvenirliliği henüz İSPATLANMAMIŞTIR...

    Anne adaylarına hamilelik boyunca, omega-3 açısından zengin olan Somon, tuna, karides, yengeç gibi ürünleri haftada/340 gr tüketmeleri önerilmektedir. Bu beslenme tarzı bebeğnizin beyin gelişimine yeterince katkıda bulunacaktır.

  • Hamilelikte tatlandırıcı kullanabilir miyim, diyet içecek içebilir miyim?

    Böyle bir alışkanlığınız var ise tercihen A<strong><em>spartam veya Sukraloz</em></strong> içerikli olan ürünleri kullanabilirsiniz. <em><strong>Sakarin</strong></em> içerikli diyet ürünler ve tatlandırıcılar tavsiye edilmemektedir. Farelerde yapılan deneysel çalışmalar; ancak 40.000 insanın bir içecek için (çay-kahve) kullanacağı dozu,  bir seferde kullanması ile farelerde zararlı etkilerin oluşabileceği gösterilmiştir. Bu sebeple, teorik olarak bir insanın bu dozu alması imkansız olduğundan anne adayları güvenle tatlandırıcılı ürünler veya tatlandırıcı kullanabilir. Bununla birlikte taze sıkılmış meyve suları, süt vb. ürünler gebeler için daha faydalı ürünlerdir.

  • Hamilelikte ne kadar kafein (kahve, çay, çikolata) almalıyım?

    Yapılan çalışmalarda yüksek doz kafein ve düşük arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Aynı zamanda yüksek doz kafein bebekte kalp ritm bozukluğuna ve solunum problemlerine yol açabilir.

    Hamilelikte, günde 200 mg'dan az kahve içilebilir. 250 ml'lik bir fincan kahvede aşağı yukarı 150 mg , 350 cc'lik kafeinli içecekte 50 mg, siyah koyu çayda 40 mg kafein olduğu unutulmamalıdır. Ek olarak kafein içerikli çikolatlara da bayılıyorsanız, toplam aldığınız kafein miktarına dikkat edin...

    Aromalı kafeinsiz çay (limonlu, zecefilli, naneli) içmenizde mahsur yoktur.

  • Hamilelikte hangi bitki çaylarından kaçınmalıyım?

    Karayılan otu (tahta biti otu), Hidrastis kökü, efedra, akırkarha, melek otu, ardıç, yarpuz, sarı kantaron, biberiye ve mazıdan yapılan çaylar hamilelikte önerilmemektedir.

    Gebeliğin ilk üç ayında yeşil çay önerilmemektedir.

  • Hamilelikte hangi süt ürünleri kullanılmalı, hangileri kullanılmamalıdır?

    Patörize süt, yoğurt ve yumuşak peynirler. İyi pişmiş yumurta yenmesinde hamilelik sırasında sakınca yoktur.

    Çiğ süt ve bundan yapılmış ürünlerden (peynir, yoğurt), patörize edilmemiş yumuşak peynirler örn: Chevre, brie, beyaz peynir, maya peyniri, camembert, rokfor hamilelik sırasında kaçınmak gereklidir.

  • Hamilelikte bebeğin büyümesi-gelişmesi (boy, kilo) nasıl takip edilir?

    Bebeğinizin ilk kalp atımının görüldüğü an olan yaklaşık 6-7. gebelik haftasından 14. haftaya kadar bebeğin baş-popo mesafesi olarak adlandırılan CRL ölçümü yapılır. Bebeğin boyu diye nitelendirilen bu ölçüm gerçekte başın tepe noktasından popoya kadar olan ölçümüdür. 6-14. gebelik haftaları arasında bu ölçüm ve gebelik haftası arasında son derece güçlü bir uyum vardır.

    14. gebelik haftasından sonra artık bu CRL ölçümünün duyarlılığı kaybolduğundan;  bebeğin baş çapı ve çevresi (BPD,HC), bebeğin uyluk kemiği uzunluğu (FL), bebeğin karın çevresi ölçümü (AC) yapılarak bu ölçümler sonrasında ultrason cihazından bebeğin kilosunu öğrenilir ve ilgili haftayla uyumuna bakılır. 14. haftadan doğuma kadar artık bebeğinizin sadece kilo ölçümü ile takibi yapılır.

    Uyluk kemğinin ölçülüp 2.5 ile çarpılıp boyunun söylenmesi ile sadece eğlenceden ibarettir. Bu method doğruyu yansıtmamaktadır ve gerçekle ilgisi yoktur. Gerçekte bebeğin boyunu bilmemizin imkanı yoktur. Kitaplarda yazan o haftaya ilişkin boylar ise o hatalarda erken doğan bebklerden elde edilen sonuçlardır. Anne karnında bebeğin boyunu sağlıklı bir biçimde ölçmek mümkün değildir.

  • Gebelik sırasında kaç kilo alınmalıdır?

    Gebelik sırasında kaç kilo alınmalıdır?

    Normalde gebelikte ortalama 11-15 kg arasında kilo artışı olur. İlk üç ayda 1-3 kg ve daha sonraki aylarda doğuma kadar en çok 10-11 kg daha alınması en uygundur. Gebelikte annenin kilo alma sınırı, gebelik öncesi kilosu ile ilgilidir. Zayıf bir anne, 18 kg alabileceği gibi, şişman olan bir anne sadece toplam 6 kg aldığı halde sağlıklı bir bebek doğurabilir.

  • Gebelikte nelere dikkat edilmeli?

    Gebelikte nelere dikkat edilmeli?

    Sigara ve bağımlılık yapıcı maddeler kullanmayın. Gebeliğinde sigara içen anne adaylarının bebeklerinin doğum kilosunun, sigara içmeyenlere göre daha düşük olduğu ve de erken su kesesi açılma şanslarının daha fazla olduğu gözlenmiştir.

    Gebelikten önce yaptığınız aktivitelere devam etmenizde gebeliğin belli dönemine kadar mahsur yoktur. Örneğin hamilelik öncesi düzenli tenis oynayan birisi iseniz, aynı tempoda olmak kaydı ile ilk üç ayda oynamanızda mahsur yoktur. Sanılanın aksine, gebelikte aktiviteleri kısıtlamanın gebeliğin devamına yönelik bir katkısı olmadığı tıbbi (medikal) kitaplarda yazmakta olup bilimsel olarakta kanıtlanmamıştır. Sadece erken doğum tehditi gibi şikayetleriniz var ise bu durumda istirahat faydalıdır.

    Gebenin sürekli oturarak ya da sürekli ayakta durarak iş yapması bacaklardaki kan dolaşımını bozabileceğinden tavsiye edilmemektedir. Sürekli oturarak çalışması gereken gebeler, aralıklarla ayağa kalkarak dolaşmalıdırlar.

    Bol ve rahat giysileri seçiniz.

    Yüzük ve bilezik gibi takılar takmayınız. Gebelik ilerledikçe ödeme bağlı olarak takıların çıkarılamaması söz konusu olabilecektir.

    Bilinmeyen röntgen ışınlarından sakının. Bununla birlikte gebelikte gerekirse akciğer gibi filmlerin çekilmesinde de mahsur yoktur. Bu çekimler sırasında verilen ışın dozlarının anne karnındaki bebeğe kötü etkisinin olmadığı gösterilmiştir.

    Her türlü canlı aşıdan sakınınız. Gerekli durumlarda tetanoz aşısı yaptırılabilir.

    Düşük riski yok ise son aya kadar cinsi ilişkide bulunmakta sakınca yoktur.

    Beslenme biçimi olarak sık aralıklar ile az porsiyonlar alınız. Lifli besinleri tercih edin.

    Haftada bir deniz balığı tüketmeye özen gösterin.

  • Gebelikte vitamin almalı mıyım?

    Gebelikte vitamin almalı mıyım?

    Gebelikte dışardan alınması gereken en önemli mineral Demirdir. Annenin vücudunda sıvı artışından dolayı tüm gebelerde özellikle gebeliğin 5. ayından sonra anemi (kansızlık) oluşur. Dolayısı ile gebelik başında kansızlığınız yok ise demir takviyesine gebeliğin 5. ayında başlamanız ve doğumdan sonraki bir aylık döneme kadar kullanmanız uygun olacaktır. Gebelik esnasında 5. aydan daha önce kullanacağınız bu destek mide-bağırsak (bulantı) şikayetlerine yol açabilecektir.

  • Kan uyuşmazlığımız var. Ne yapmalıyız?

    Kan uyuşmazlığımız var ne yapmalıyız?

    Toplumda kan uyuşmazlığı görülme sıklığı %15’tir. Dolayısı ile çok az görülen bir durum değildir. Eğer anne kan grubundan bağımsız olarak Rh (-) ve baba da kan grubundan bağımsız Rh (+) ise kan uyuşmazlığı var denir. Bununla birlikte hemen hemen her zaman ilk gebelik sırasında bir problem olmaz. İlk bebeğinizin doğumunu takiben bebeğinizin kan grubu Rh (+) ise bebekle anne arasında kan uyuşmazlığı var denir ve gerekli testler sonrası Anti-D isimli ilaç bir sonraki gebelikte koruyucu olması için uygulanır.

    İlk gebeliğiniz sırasında, hem bebeğin kan grubunun bilinmemesi hem de Anti-D uygulanmasına bağlı immünizasyon gelişeceği için gebelik boyunca (28. hafta veya daha sonra) koruyucu amaçlı bu uygulamanın yapılması günümüzde önerilmemektedir.

  • Anne karnında bebek ne zaman hareket etmeye başlar?

    Anne kanında bebek ne zaman hareket etmeye başlar?

    İlk gebeliği yaşayan anne adayları bebeğin hareketlerini gebeliğin 19- 20. haftasında (4,5 - 5.ay) hissetmeye başlarlar. Sonraki gebeliklerde bundan iki hafta daha önce hissedilir (18.hafta). Bebek rahim içinde uyku ve uyanıklık dönemleri geçirir, bu sebeple sürekli hareket halinde olması beklenemez. Ayrıca tüm hareketlerin anne tarafından algılanması da mümkün değildir. Eğer son 48-72 saat içinde hiçbir bebek hareketi hissetmez iseniz doktorunuzla görüşmeniz uygun olacaktır.

  • Akraba evliliğinin riski var mıdır?

    Akraba evliliğinin riski var mıdır?

    Akraba evliilklerine bağlı doğumlarda yapısal defektlerin (sakatlıkların) görülme sıklığının arttığı bir gerçektir. Bu tip gebeliklere sahip anne adaylarının ileri düzey ultrasonografiyle değerlendirilmesi önerilmektedir.

  • TORCH enfeksiyonları ne demektir?

    TORCH enfeksiyonları ne demektir?

    TORCH
    Hamilelik sırasında bebeğe geçip sakatlıklara yol açan mikroplar için kullanılan bir kısaltmadır.

    T

    Toksoplazmozisi temsil eder. Sıklılkla çiğ etle ilgili olan ürünlerden bulaşır. Hamile adayları ve özellikle gebeliğin ilk üç ayında olan ve daha önce Toksoplazmozis enfeksiyonu ile karşılaşmamış hastalar kedi ve köpek ile oynamamalı (kedi ve köpek dışkısı bu mikrobu taşıyabilir).

    O

    Sakatlığa neden olabilecek mikropları temsil eder. Bunlar arasında kabakulak, çocuk felci, su çiçeği, bel soğukluğu ve kızıl hastalığına yol açan mikroplar vardır.

    R

    Kızamıkçık demektir. Bu hastalık hamilelik sırasında büyük tehlike oluşturur. İlk iki ayda bu mikrobun anneye bulaşması %60 oranında sakatlığa (kalpte, beyinde, gözde) veya düşüğe neden olur. Önlem olarak hamilelik öncesi kanda bu mikrobun geçirilip geçirilmediğini gösteren teste bakılmalı, geçirilmemişse mutlaka aşısı yaptırılmalıdır.

    C

    Sitomegalovirus denen bir mikrobu temsil eder. Anne adayına bulaşsa bile bebeğe bulaşma oranı yüksek değildir. Bebeğe bulaşsa dahi zarar verme olasılığı oldukça düşüktür.

    H

    Herpes Simpleks tip 2 mikrobunu temsil eder. Annenin doğum kanalında mevcut olduğu takdirde doğum sırasında bebeğe bulaşabilir.

  • Bebeğin cinsiyetini ne zaman öğrenebiliriz?

    Bebeğin cinsiyetini ne zaman öğrenebiliriz?

    Anne karnındaki bebeğin cinsiyeti ultrasonografide görünür hale gelmesi 12-13. haftayı bulur. Bununla birlikte bu haftalarda %100 güvenirlikle doğru cinsiyeti söylemek mümkün değildir. 16-20. gebelik haftaları arasında %99 doğruluk payı ile doğru cinsiyet tayini yapılabilir.

  • Doppler nedir? Kimlere uygulanmalı?

    Doppler nedir kimlere uygulanmalı?

    Doppler genel anlamda ultrasonografi altında incelenen damar yatağının kan akımının bir dirençle karşı karşıya olup olmadığını belirleyen bir testtir. Kalbin atım ve dolum fazında incelenen damar yatağındaki basınçlar karşılaştırarak direnç belirlenir. Damarın inceleme esnasında ekranda oluşturduğu dalga görüntüsü de damar yatağının önündeki direnç hakkında bilgi verir. Obstetrik (gebelikle ilgili) uygulamalarda anneden bebeğe kan götüren utero-plasental üniteyi değerlendirebileceği gibi, bebeğin kordon kan akımı konusunda da bilgi verir. Ek olarak bebeğe ait beyindeki damarlar (MCA) ve karaciğer içinden geçen damarlar da (DV) incelenebilir. Tüm bu incelemeler anne karnındaki bebeğin sıkıntıda olup olmadığını belirlemeye yönelik testlerdir. Günümüzde bebeğin sıkıntıda olup olmadığını en fazla duyarlılıkla belirleyen ve de değerlendiren incelemedir. Rutin olarak tüm gebelere yapılması gerekmez. Eğer gebelikte bebeğe ait büyüme gelişmede problem var ise o zaman Doppler değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bu değerlendirmeyi bu konuda uzman bir Kadın Doğum hekimi yapmalı ve gerekirse doğum kararını verebilmelidir.

  • Ultrason cihazının bebeğe zararlı bir etkisi var mıdır?

    Ultrason cihazının bebeğe zararlı bir etkisi var mıdır?

    Ultrasonografi cihazları ses dalgaları ile çalışmakta olup anne karnındaki bebeğe herhangi bir zararı yoktur. Bununla birlikte gebeliğin ilk üç ayında, özellikle 1.5 - 2. aylar arası bebeğin kalp sesini dinlemek amaçlı Pulse Doppler kullanılması (kullanım süresi, TI, MI değerlerine bağlı olarak) bebeğin kalbine zarar verebilir. Bu haftalarda ses ile değilde kalp atımlarının gözle görülmesi yeterli olacaktır.

  • 3 boyutlu ve 4 boyutlu ultrasonografinin faydası var mıdır?

    Üç ve 4 boyutlu ultrasonografinin faydası var mıdır?

    Normal ultrasonografi sırasında kullandığımız 2 boyutlu inceleme olup ileri düzey inceleme sırasında da bu kullanılır. Üç veya 4 boyutlu ultrasonografinin bebeğin dış görüntüsünü ekrana getirmesinden fazla bir katkısı yoktur. Bu ailenin algılamasını arttırdığı ve güzel bir görsellik sağladığı için tüm her şeyi gösteriyor imajı yaratabilmektedir. Lakin, 2 boyutlu ultrasonografinin sağladığı yararları sağlamamaktadır.

  • Gebelikte ilaç ve aşı kullanımı nasıl olmalıdır?

    Gebelikte ilaç ve aşı kullanımı nasıl olmalıdır?

    Annenin aldığı bir ilacın bebeği etkilemesi için plasentadan (bebeğin eşi) geçmesi gerekir. Büyük moleküllü ilaçlar dışında hemen hemen her ilaç plasentadan belirli ölçüde geçer.
    Amerikan Gıda ve ilaç Komisyonu (FDA) gebelikte ilaç kullanımına ilişkin 5 kategori saptamıştır.

    A
    İnsanlarda yapılan çalışmalarda kullanılan ilacın bebeğe bir zarar vermediği saptanmıştır.

    B
    Hayvanlarda yapılan çalışmalarda bebeğe risk yoktur ancak insanlarda çalışma yapılmamıştır, veya hayvanlarda olumsuz etki saptanırken insanlarda yapılan çalışmalarda risk bulunmamıştır.

    C
    Hayvan deneylerinde olumsuz etki saptanmıştır ancak insanlarda deney yapılmamıştır.

    D
    İnsanlarda bebeğe olumsuz etki riski vardır ancak annenin yaşamını tehdit eden bazı durumlarda kontrollü olarak kullanılabilir.

    X
    Bebeğe risk son derece yüksektir. İlacın kullanımındaki risk yararından çok daha fazladır.

    Bütün bu kategoriler kendi aralarında alt gruplara da ayrılırlar.

    Son adet tarihinden itibaren 30. Gün ile 70. Gün arası organ teşekkülünün meydana geldiği dönem olup teratojen dönem olarak adlandırılır. Yani bu günler arasında bebekte meydana gelen olumsuz etkiler anomali (sakatlık) ile sonuçlanabilir. Çok acil bir durum dışında bu devrede ilaç kullanılmamalıdır.

    30. günden önce alınan ilaçlarda ya hep ya hiç kuralı geçerlidir. Yani ilaç ya embriyoyu hiç etkilemez ya da bir düşüğe neden olur.

    Gebelikte fark edilmeden ilaç kullanıldığında ya da ilaç kullanımı gerektiğinde mutlaka hekim ile temasa geçilmeli, ilacın içeriği saptandıktan sonra bu kategorilere göre sınıflanmış kitaplardan uygunluğu tespit edilmelidir.

  • Gebelikte folik asit kullanımı nasıl olmalıdır?

    Gebelikte folik asit kullanımı nasıl olmalıdır?

    Gebeliğin ilk üç ayındaki maternal folik asit eksikliği fetal nöral tüp defektlerindeki (NTD) artmış riski beraberinde getirir. NTD sebepleri multifaktöriyelidir (çok sebepli). Dolayısı ile Folik asit kullansanız dahi NTD'li bir bebeğe sahip olabilirsiniz.

    Daha önce NTD ile etkilenmiş bebek doğuran kadınlara bir sonraki gebeliklerinden en az 3 ay öncesinde başlamak ve gebeliğin ilk üç ayında kullanmak üzere 4mg/gün dozunda folik asit önerilmelidir. Asıl bu grupta Folik asit'in etkinliği yüksektir.
    NTD’ne bağlı defektler gebeliğin ilk üç ayında oluşacağı için folik asit kullanımının mutlaka bu dönemde olması gerekir. İlk üç aydan sonra başlanacak kullanımın koruyuculuğu olmayacaktır.

    Antikonvülzan (sara, psikiyatrik ilaçlar) alan kadınların ilacın kullanımına bağlı bebekte bazı sakatlıklara sebep olabilme ihtimali vardır. Bu tip hastaların gebeliğin belli döneminde ileri düzey bir ultrasonografi ile değerlendirilmesi ve de günlük folik asit alımını en az 1mg'a yükseltilmesi gerekmektedir.

  • Çoğul gebeliğin bir riski var mıdır?

    Çoğul gebeliğin bir riski var mıdır?

    Her şeyden önce çoğul gebelik demek yüksek riskli gebelik demektir. Anne karnındaki bebek sayısına ve de bebekleri saran zarların ortak olup olmamasına göre bu durum önem arz etmektedir. Bu sebeple gebeliğin, 6-16. haftaları arasında mümkünse ense kalınlığı (NT) ölçümünün yapıldığı dönemde bu ayrımın yapılmasıdır. Çoğul gebeliklerde kromozomal anomalilerin taramasına yönelik kan testi (ikili, üçlü, dörtlü) yapılamayacağı için bebeklerin NT ölçümü, ilerleyen haftalarda yapılacak olan ileri düzey ultrasonografi ve fetal ekokardiyografi yapılması çok önemlidir. Dolayısı ile 17-18. gebelik haftasında ileri düzey bir ultrasonografi ile olası sakatlıklara ve kromozom anomalisi belirteçlerine yönelik ultrasonografi yapılmalıdır. Takiben 21-22. haftada fetal ekokardiyografi düzenlenmelidir. Çoğul gebeliklerde yapısal anomalilerin (sakatlıkların) tekil gebeliklere göre 2 kat daha fazla (özellikle tek yumurta ikizlerinde) görüldüğü de unutulmamalıdır.Bir diğer sorunda çoğul gebeliklerde erken doğumdur. Bu durum üçüz ve üstü gebeliklerde oldukça fazladır. Dolayısı ile üçüz ve üstü gebeliklerde uygun bebeğin seçilerek (sakat veya ense kalınlığı fazla olan) anne karnında sonlandırılması (fetal redüksiyon) önerilmektedir.

  • Ultrasonun bebeğime zararı var mı?

    Ultrasonun bebeğime zararı var mı?

    Dünyada ultrasonografinin gebelik döneminde ilk kullanımının üzerinden 50 yıldan fazla süre geçmiş durumdadır ve bu konuda binlerce çalışma yapılmıştır. Röntgen ışınlarında (X ışınları) iyonize edici özellikler bulunmasına karşın ultrasonografi, kelime anlamından da anlaşılabileceği gibi "ses ötesi", yani insan kulağının duyamayacağı seslerin dokuya gönderilip geri alınması prensibine göre çalışır.
    Bugünkü bilgilerimizle gebelikte gerekli durumlarda uygulanan ultrasonografinin fetüs ve doğacak birey için "zararlı" olabileceği yönünde yeterli bilimsel bir kanıt olmadığını söyleyebiliriz.

  • Bebeğimin zeka özürlü olup olmadığını anne karnında tespit edebilir miyiz?

    Bebeğimin kromozomal bir düzensizliği (zeka özürlü) olup olmadığını anne karnında tespit edebilir miyiz?

    Ultrasonografi veya kan testleri ile %100 oranında anne karnındaki bebeğe ait zeka özrünü (kromozom anomalisini) söylemek mümkün değildir. Tarama testi olarak yapılan (ikili, üçlü, dörtlü) testler zeka özürü yönünden riskli olabilecek bebekleri işaret eder. Bununla birlikte risk artışı olan bebeklerin zeka özrünün olup olmadığının anlaşılması için yine tanı koydurcu bir müdahaleye (CVS, Amniyosentez) gerek olacaktır.

  • Ultrason eğer bebeğin zeka özürünü göstermiyor ise neden ultrasonografiye gidiyorum?

    Ultrason eğer bebeğin zeka özürünü göstermiyor ise neden ultrasonografiye gidiyorum?

    Ultrasonografi ile anne karnındaki bebekte var olabilecek yapısal sakatlıklar teşhis edilir. Bununla birlikte kromozomal düzensizlik ve zeka özrü ile seyreden hastalıklara ait gebeliğin belli dönemlerinde ultrasonografik bazı belirteçler var olabilecektir. İleri düzey ultrasonografi değerlendirmesi ile bu ayrıntıları yakalamak mümkün olabilecektir. Unutulmaması gereken bir nokta ultrasonografinin %100 kromozomal düzensizliği ekarte etmeyeceğidir.

  • İleri Düzey Ultrasonografi ile ne gibi yapısal sakatlıklar tespit olunabilir?

    İleri düzey ultrasonografi ile ne gibi yapısal sakatlıklar tespit olunabilir?

    Normal şartlar altında yüz gebeliğin yaklaşık ikisinde (%2) bebekte anomali (sakatlık) vardır. Bu oran, tek yumurta ikizleri ve akraba evliliğinde iki katına (%4) çıkmakta olup, tüp bebek yöntemi ile hamile kalmış bebeklerde ise sakatlık görülme oranı %3'tür. Tecrübeli ellerde gerçekleştirilecek bu ultrasonografi ile fetüste var olabilecek şu sakatlıklar anne karnında tespit edilebilir;

    1. kafa ve kafa içi (beyin) problemleri (örn: beyinin parçalarında eksiklik, kafada su toplama vs.)
    2. yüz ve yüze ait sakatlıklar (örn: göz lensinin olmaması, dudak ve damak yarıkları vs.)
    3. omurga üzerinde yer alabilecek sakatlıklar (örn: belde açıklık, kemiklerde eğrilik veya eksiklik vs.)
    4. göğüs ve karın boşluğuna ait sakatlıklar (örn: iç fıtık, akciğer ve karaciğer problemleri, mide-bağırsaklara ait problemler, böbrek ve idrar kesesine ait problemler vs.).
    5. el ve ayaklardaki kemik sayıları ve şekil bozukluğu (kol ve ayak kemiklerinde eksiklik, ayakta içe ve dışa dönüklük vs.)
    6. bebeğin içinde bulunduğu suya ve plasentaya (eş) ait problemler (suyun azalması veya artması, plasentanın anormal yerleşimi vs.)
    7. Kalp sakatlıkları en sık görülen doğumsal sakatlıklar olup, detaylı incelenmesi 21-22. gebelik haftasında fetal ekokardiyografi ile yapılır.
  • Anne karnında sakatlıkları teşhis etmenin amacı nedir?

    Anne karnında sakatlıkları teşhis etmenin amacı nedir?

    Anne karnında bebekte var olabilecek sakatlıkların tipine göre bazen sakatlığın yanında bebekte zeka özrü de olabileceğidir. Dolayısı ile ailenin bebeğin sadece tedavi edilebilir bir sakatlığının olmasının yanında doğacak bebekte zeka ile ilgili bir problemin olup olmadığının bilinmesi önemlidir.

  • Bebeğimde sakatlık var ise ne yapmalıyım?

    Bebeğimde sakatlık var ise ne yapmalıyım?

    Bebekte var olabilecek bazı sakatlıklar kromozomal düzensizlik ve/veya zeka özrü ile beraber olabilirler. Bundan dolayı tespit edilen haftaya göre doğum öncesi bebeğe genetik tanı (CVS, Amniyosentez, Kordosentez) yapılmalıdır.

  • Bebeğimde var olabilecek kromozomal düzensizliği tespit için hangi müdahaleyi tercih etmeliyim?

    Bebeğimde var olabilecek kromozomal düzensizliği tespit için hangi müdahaleyi tercih etmeliyim?

    Bunun için bebeğin haftasının tayini önem arz etmektedir. Eğer gebeliğin 11-13. haftaları arasında bebeğinizde tespit edilmiş bir sakatlık var ise, artmış bir ense kalınlığı (>3mm) tespit edilmişse veya ikili testiniz riskli çıkmışsa CVS (bebeğin eşinden parça alma) uygulanabilir.
    Eğer bebeğe ait yapısal sakatlık veya üçlü testinizde risk artışı saptanmış ise ve de gebeliğin 16-20. haftaları arasında iseniz Amniyosentez (bebeğin bulunduğu ortamdan su alma) işleminin yapılması uygundur.
    Gebelik haftanız 20 haftanın üzerinde ve de bebekte problem var ise bebeğe ait kromozomal düzensizlikleri saptamak için en uygun uygulama Kordosentez (bebeğin kordonundan kan alma) olacaktır.

  • Bebekte kromozomal düzensizlikleri tespit etmek için yapılan müdahalelerin bir riski var mıdır ?

    Bebekte kromozomal düzensizlikleri tespit etmek için yapılan bu müdahalelerin bir riski var mıdır ve en iyisi hangisidir?

    Tecrübeli ellerde gerçekleştiği takdirde CVS,Amniyosentez ve Kordosentez de gebeliğe ait düşük/kayıp oranları aşağı yukarı aynı olup (kordosentez için 1/100) 1/200-300 civarındadır. Bu işlemler içinde rutin şartlarda en kısa sürede sonuç kordosentezden elde edilmektedir. Bununla birlikte 19-20. gebelik haftasından önce bu uygulamayı yapmak mümkün değildir. Amniyosentez ise bebeğin içinde bulunduğu sudaki hücrelerin yetersizliği sebebi ile 16. gebelik haftasından önce uygulanamamaktadır. Hamileliğin en erken döneminde bebeğe ait kromozomal problemleri öğrenebileceğimiz yöntem CVS olup, sonuca bağlı olarak da erken müdahaleye imkan tanımaktadır.

  • Bebeğimde var olabilecek zeka özrünü en iyi hangi test ile anlayabilirim?

    Bebeğimde var olabilecek kromozomal düzensizlikleri ve/veya zeka özrünü en iyi hangi test ile anlayabilirim

    Bu sorunun cevabı günümüz şartlarında ikili kombine test olmalıdır. Bebeğin ölçülen ense kalınlığı (NT) ve de anne kanında HCG, PAPP-A’nın bakılması ile birlikte ikili test yapılmış olur. Bu testin sonucu ile doğabilecek 100 mongol (Down) bebekten yaklaşık 90 tanesi risk artışı grubunda belirlenecektir. Dolayısı ile bir tarama testi olarak tüm yaş gruplarına uygulanan ikili test günümüzde en güvenilir test olarak durmaktadır.

  • Ense kalınlığı (NT) ölçümü nasıl olmalıdır?

    Ense kalınlığı (NT) ölçümü nasıl olmalıdır?

    Bu ölçüm birtakım özelliklere sahip ultrasonografi cihazı eşliğinde bebeğin aşağıda görüldüğü gibi ense kalınlığının ölçülmesi ile yapılmalıdır. Bu ölçüm milimetrik ölçümleri içerdiği için en ufak ölçüm hatası yanlış sonuçlara yol açabilecektir.

    Erken gebelikte ense kalınlığı  Aynı bebeğin ultrason görüntüsü

  • İkili test sonucunu etkileyen en önemli faktör nedir?

    İkili test sonucunu etkileyen en önemli faktör nedir?

    İkili test değerlendirilirken; anne yaşı, bebeğin burun kemiği, anne kanından bakılan HCG ve PAPP-A ve de bebeğin boyu değerlendirmeye alınmaktadır. Bu parametrelerden testin sonucunu etkileyen en önemli etken ense kalınlığı (NT) ölçümüdür. Dolayısı ile bu ölçümün bebeğin sadece kafa ve göğsünü göreceğimiz plana büyüterek ölçmek sonuca yönelik hataları önleyecektir.

  • İkili test yaptırırsam, üçlü testte yaptırmalı mıyım?

    İkili test yaptırırsam, üçlü testte yaptırmalı mıyım?

    Eğer gebeliğin 11-13. haftaları arasında ikili kombine test yaptırdıysanız, kromozomal düzensizlikleri tespit edebilmek adına bugünkü bilgiler ışığında başka bir tarama testi (üçlü, dörtlü test dahil) yaptırmanıza gerek yoktur. Üçlü test Zeka özrü ile doğabilecek (Down sendromlu) bebeklerin %60’ı için bizi uyarmaktadır. Halbuki bu tespit edebilme oranı ikili test için %90'dır. Dolayısı ile ikili test gibi yüksek oranda tespit edebilme gücüne sahip testi yaptıktan sonra başka bir teste ihtiyaç kalmayacaktır. Bu gibi testlerin ard arda uygulanması kromozom anomalilerini tespit etmede bir miktar faydalı olsa da gereksiz yere iğneyle müdahale ve buna bağlı düşük sayısını da arttıracağı için önerilmemektedir.

  • Anne karnında en sık rastlanılan sakatlıklar ve kromozomal düzensizlikler nelerdir?

    Anne karnında en sık rastlanılan sakatlıklar ve kromozomal düzensizlikler nelerdir?

    Doğum sonrası dönemde ve anne karnındaki bebeklerde en sık rastalanılan yapısal sakatlık kalp sakatlıkları olup yaklaşık olarak 1000 (bin) tane yenidoğanın 8 tanesinde izlenir. Kromozomal düzensizliklerden ise en sık izleneni Down sendromu olup, ortalama tüm yaş grupları içinde (mongol bebek) 800 doğumda bir izlenir.

  • Fetal Ekokardiyografi Nedir,Kimlere Yapılmalıdır, Ne Zaman Yapılmalıdır?

    Fetal Ekokardiyografi nedir, zararlı etkisi var mıdır?

    Gelişmiş ve uygun bir ultrasonografi cihazı eşliğinde, anne karnındaki bebeğin kalbinin kalp sakatlıkları yönünden değerlendirilmesidir. Ultrasonografinin ve bebeğe ait kalbin incelenmesinin hiçbir bir zararı yoktur.

    Fetal Ekokardiyografi kimlere yapılmalı?

    Sıklıkla, risk altındaki gebeliklere (daha önce kalp anomalili bebek doğurmak, ailede doğumsal kalp anomalisi öyküsü bulunması, hamilelikte zararlı ilaç kullanımı vs.) tavsiye edilmekle beraber, her anne adayı da yaptırabilir.
    İnsüline bağlı diyabeti bulunan, ailede kalp sakatlığı öyküsünün bulunması, daha önce kalp sakatlığı olan bebek doğurmuş olmak, bağışıklık sistemini etkileyen hastalığa (SLE, Sjögren vs) sahip olmak, gebelikte özellikle ilk üç ay içinde zararlı olabilecek ilaç kullanmış olmak gibi risk faktörleri sayılabilir. Bu konuda hekiminiz ile konuşmanız yerinde olacaktır.
    Unutulmaması gereken en önemli bilgi kalp sakatlığı ile doğan bebeklerin %80-90’nın hiçbir risk faktörü taşımayan ebeveynlerden meydana geldiğidir.

    Fetal Ekokardiyografi ne zaman yapılmalı?

    Gebeliğin 13-14. haftasından itibaren mümkün olmakla beraber, gebelik haftası ilerledikçe kalp sakatlığını tespit edebilme şansımız kalbin bebekle beraber büyümesi ve de görüntü kalitesinin artması ile yükselmektedir.
    Gebeliğin 16. haftasında kalp yaklaşık 1 cm’dir. Bununla birlikte, kalp anomalili bebek doğurma açısından riskli bir hastaysanız (hekiminiz belirleyecektir), gebeliğin erken döneminde 14. haftada erken fetal ekokardiyografiye girmeniz önerilmektedir. Herhangi bir risk faktörü içermiyorsanız, gebeliğinizin 21-22. haftaları arasında bu uygulamayı yaptırmanız önerilmektedir.

  • Hamileliğim sırasında hangi haftalarda ultrasonografiye girmeliyim?

    Hamileliğim sırasında hangi haftalarda ultrasonografiye girmeliyim?

    Gebeliğinizin dış gebelik olmadığı ve bebeğin rahim içine yerleştiği ultrasonografi ile gözlendikten sonra, gebeliğin 11-13. haftaları arasında ense kalınlığı ölçümü ve anne kanından PAPP-A, HCG baktırarak ikili test yaptırmalısınız. Bu haftada ayrıca bebekte var olabilecek bazı sakatlıklar (el ve ayaklarda eksiklik, kafa kemiğinin oluşup oluşmadığı) tespit edilebilir. Ek olarak ense kalınlığı artmış bebeklerde kalp sakatlığı riski de artacağı için bu haftadaki ultrasonografi oldukça önemlidir.
    Bu ultrasonografiden sonra gebeliğin 17-18. haftaları arasında erken anomali taraması için ileri düzey ultrasonogafi ile değerlendirme önerilmektedir. Her ne kadar kafa içinde bazı yapılar bu haftada oluşmamış ise de bebekte olabilecek tüm sakatlıkların %90’nı bu haftada tespit edilebilir.
    İleri düzey ultrasonografiyi takiben, 8/1000’de görülme sıklığı nedeni ile tüm anne adaylarına 21-22. gebelik haftası civarinda fetal ekokardiyografi (kalp ekosu) yaptırması önerilir.
    Bu gebelik haftasından sonra hekiminizin öngöreceği aralıklar ile doğuma kadar bebeğin büyüme ve gelişmesi takip edilir.