Ultragebelik

İleri Düzey Ultrasonografi Merkezi

Cevap, evet. Öncelikle bilinmelidir ki, ikiz gebelik çoğul gebelik olup riskli gebelik kavramına girer. İkizlerin çoğu çift yumurta ikizi olmaktadır. Bununla birlikte, halen tek gebeliğe göre erken doğum, gelişme geriliği gibi faktörler yönünden tekil gebeliğe göre daha fazla risk taşımaktadır. Ek olarak bu saydığımız riskler tek yumurta ikizlerinde daha sık görülür. İkiz gebeliğin takibi iki tane bebeğin takibi gibi olmamaktadır. Bu tür riskli gebelikler mutlaka bu konuda uzaman bir kadın doğum hekimi tarafından değerlendirilmelidir. Çoğul gebeliklerde kromozom anoamlilerine yönelik biyokimyasal tarama testlerinin sağlıklı sonuç vermemesi sebebi ile 11-13. haftada NT değerlendirmesi hayli önem kazanmaktadır. Ek olarak, ileri düzey ultrasonografi ve fetal ekokardiyografi de yapılmalıdır.

Öncelikle şunu belirtmeliyimki, günlük pratiğimde hastaya bebeğin el, yüz ve ayağını dört boyutlu USG ile göstermek çoğu zaman hasta için eğlenceli.

Gerçekte, yanlış bilindiğine de inandığım ise; gebeler 3 veya 4 boyutlunun ne olduğunu bilmiyor. Normal şartlar altında, ileri düzey ultrason-detaylı ultrason-ayrıntılı ultrason-II. düzey ultrason ya da her ne diyorsanız bu ultrason değerlendirmesi iki boyut ile yapılır. İki boyut dediğimiz normalde ultrasonda yıllardır gördüğünüz görüntüdür. Tabiki bu görüntü kalitesi cşhazdan cihaza değişebilmektedir.

Üç boyutlu görüntü ise iki boyutlu görüntünün farklı planlarda değerlendirilmesi ve fotoğrafik görüntü ile sunulmasıdır. Üç boyutlu işlemde bu görüntüleme süreç alırken (5-10 sn) dört boyutlu ultrasonda bu fotoğrafik görüntüler bebeğin hareketleri ve görüntüsü ile eş zamanlıdır. Yani gerçekte üç veya dört boyutlu aynı olup, dört boyutlunun farkı bebeği eş zamanlı değerlendirmesidir.

Peki, üç veya dört boyutlu ultrasonlar pratikte bize ne gibi değerler katar…Kısaca rutin vakada hiçbirşey…Ama problemli vakalarda ek bir değerlendirme için faydalı olabilmektedir.

Dolayısı ile günlük pratikte hastaya şovdan başka birşey değildir.

Bundan dolayı sevgili anne adayları, randevu alırken lütfen bu yukarıda verdiğim bilgileri değerlendirin ve ultrasonunuz dört boyutlu mu diye sormayınız:)))

Özet

Amaç: Gastrointestinal sistem (GIS) kaynaklı duplikasyon kisti, konjenital olarak nadir görülür (1/4500) ve en sık ileumdan orjinini alır. Olgu sunumunda posterior mediastene yerleşen kistik lezyonların ayırımının yapılması ve literatür eşlliğinde duplikasyon kistinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Olgu: 28. gebelik haftasında, sağ posterior mediastende yer alan kistik oluşum sebebi ve diafragma hernisi ön tanısı ile kliniğimize sevk edilen olgunun ultrasonografi ile fetal toraksın değerlendirilmesinde; diafragma konturlarının düzenli olduğu görüldü. Sağ posterior mediastende, inen aorta önüne yerleşen düzgün konturlu kistik oluşumu nedeniyle duplikasyon kisti düşünüldü. Ek ultrasonografi bulgusu olarak, tek umbilikal arter tespit edildi. Do¤umdan sonra yenidoğana yapılan operasyon sonucu elde edilen materyalin patoloji değerlendirmesinde; prenatal tanı, mediastinal yerleşimli intestinal duplikasyon kisti olarak doğrulandı.
Sonuç: Obstetrisyen, genetik uzmanı ve toraks cerrahının işbirliği ile yapılan değerlendirme; prenatal tanıların aile tarafından anlaşı lması ve olası postnatal operasyonların değerlendirilmesi açısından önem taşımaktadır.

okumaya devam edin…

Cevap, hayır olmalıdır. Yapılan birçok çalışma göstermiştirki düşük riskli grup olarak tanımladığımız; herhangi bir kronik hastalığı olmayan (Örn: şeker hastalığı (diyabet), hipertansiyon vb.) ve de gebeliğin devamı sırasında fetüsün (bebekte) büyümesinde problem bulunmayan gebeliklerde Doppler’e gerek yoktur. Doppler uygulamsı sıklıkla anne karnında gelişim geriliği gösteren bebekler için uygulanmakata olup, bebeğin doğum zamanlamasının tayininde önemli bir araç olarak kullanılmaktadır. Doppler uygulamasını bu konuya hakim olan bir kadın doğum hekiminin uygulaması, doğum kararının da alınacak olması sebebiyle önemlidir.

Sorumuzun cevabı, bu testlerin ne kadar doğruluk payına sahip oldugu ve de ne zaman uygulandığındadır. İkili, aslında ikili kombine test gebeliğin 11-13. haftaları arasında uygulanmakta olup Down sendromlu bebeklerin %88-90′nı tespit edebilmektedir (sonuç riskli çıkar ve CVS ile doğrulanır). Halbuki, üçlü test gebeliğin 16-20. haftaları arasında uygulanmakta olup Down sendromlu bebeklerin %60-65′ni tespit edebilmektedir (sonuç riskli çıkar ve amniyosentezle doğrulanır). Görüldüğü gibi teşhisin erken dönemde yapılabilmesi ve daha güvenilir ve sağlıklı sonuç verebilmesi sebebi ile tercihimiz İkili kombine test olmalıdır…

Kısa bir cevap olarak CVS diyorum. Nedenine gelince hem gebeliğin erken döneminde 3 aylıkken (11. haftadan itibaren) yapılabiliyor ve gerekirse bir günde sonucun alınabilmesi nedeni ile hem de ikili kombine test tarmasınını yaptıktan sonra anne adayını amniyosentez seçeneği için 17. haftaya kadar bekletmekten kurtardığı için. Amacımız erken tanı olduğu için elbette CVS. Her iki prosedüründe tecrübeli ellerde düşüğe neden olabilme riski yaklaşık 1/300 dür. Tecrübeli ellerde diyorum, çünkü bu işlemi yapan Dr. sayısı yeterince fazla değildir. Dolayısı ile CVS işlemini yapabilen tecrübeli bir hekim tarafından bu işlem yapılacakssa CVS yapılmalıdır.

Bu geçici bulgu sıklıkla gebeliğin son iki ayında kendiliğinden kaybolmak olup, sağlıklı bebeklerde de gözlenebilmektedir. Zeka özürlü bebeklerde görülebilmekle beraber tek başına olduğu zaman bir anlamı yoktur. Bu kireçlenme (ekojenik fokus) bulgusunun izlenmesi durumunda bu konuda deneyimli bir kadın doğum hekimi tarafından detaylı ultrason (ileri düzey ultrason) ve fetal ekokardiyografi değerlendirmesi yapılmalıdır

Yapılan tüm çalışmalar göstermiştirki; yapılan ultrasonun bebeğe sakatlık yapıcı etkisi yoktur. Normal şartlar altında gebelik boyunca 11-13. hafta ultrasonu (NT), 17-18. hafta detaylı ultrason (ayrıntılı ultrason-ileri düzey ultrason) ve 21-22. haftada fetal ekokardiyografi yapılması önemlidir. Bu ultrasonlardan sonra aylık büyüme gelişim takibi yeterli olur ve tüm bu ultrasonların bebeğe zararı yoktur.

Bu işlem gebeliğin erken döneminde (11-13. hafta) bebeğe ait genetik yapının (kromozom) öğrenilmesine olanak verdiği için mükemmel bir yöntem. Tecrübeli ellerde işlem sonrası olabilecek risk(Örn:düşük) amniyosentezle aynıdır. İkili kombine test sonucu riskli çıkan veya ileri yaş grubunda olan anne adayları (Örn: 40 yaş ve üstü) bu işlemi tercih ederek gerekirse bir günde sonucu öğrenebilirler.

Özet

Amaç: Ilk trimester sonunda majör kalp anomalilerinin fetal tıpla ilgilenen tecrübeli ellerde tespit edilebileceğini göstermek.
Olgu: 26 yaşında G1P0 öyküsü ile, gebeliğin 12+3 haftasında, nukal kalınlıkta artış nedeniyle (83mm) refere edilen olguya kalp anomali riski nedeni ile erken fetal ekokardiografi uygulandı. Kalbin situsunun solitus ve pozisyonun normal olduğu, atrioventriküler bağlantının konkordant olmakla beraber, ventriküloarteriel bağlantının diskordant bağlantı tipinde olduğu gözlendi ve her iki büyük arterin morfolojik olarak sağ ventrikülü işaret eden yapıdan orjin aldığı tespit edildi. Ailenin de onayı ile, karyotip tayini için CVS uygulandı. 24 gün sonra elde edilen kültür sonucu; Trizomi 18 idi. Kalpte bu haftada yapılan değerlendirmede, erken dönemdeki bulgulara
ek olarak kalpte malpozisyon (kistik adenomatoid malformasyona bağlı) ve pulmoner stenosis izlendi. Fetüs, misoprostol indüksiyonu ile vajinal yoldan termine edildi. Prenatal dönemde elde edilen bulgular, postmortem otopsi ile doğrulandı.
Sonuç: Yüksek frekanslı uygun ultrasonografi cihazı ve tecrübeli operatör ile, ilk trimester sonunda majör kalp anomalilerin tanısını koyabilmek mümkün olabilmektedir.
okumaya devam edin…

Özet

Amaç: Bu çalışmanın amacı 2002 ve 2004 yılı boyunca kliniğimizde uygulanan amniyosentez ve kordosentez sonuçlarının değerlendirilmesidir.
Gereç ve Yöntem: 2002 ve 2004 yıllarında üçlü test yüksek risk (≥ 1/270), ileri maternal yaş (≥ 35), ultrasonografide anomali izlenmesi ve diğer sebeplerle uygulanan karyotip tayini amaçlı girişimsel işlemler değerlendirildi. Gebeliğin 16-21. haftaları arasında uygulanan 150 amniyosentez ve 19-28. gebelik haftaları arasında uygulanan 31 kordosentez olgusunun yer aldığı, toplam 181 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi.
Bulgular: Gerçekleştirilen 153 amniyosentez girişiminden, 150’sinde doku kültürü başarılı oldu. Amniyosentez için kültürde başarı oranımız %98 idi. 31 kordosentez girişimimizin tümünde kültürde üreme başarısı sağlandı. Girişimsel işlemin uygulandığı ve üreme sağlanan olgularımızda kromozom anomali oranı %3.8 idi (7/181). Karyotip tayini amaçlı yapılan girişimsel işlemlerde endikasyon olarak en büyük dilimi, üçlü testte yüksek risk çıkan grup oluşturdu. Üçlü testte yüksek risk tespit edilen 78 (%43) olguya, karyotip tayini amaçlı girişimsel işlem uygulandı ve 3 (%3.8) olguda kromozom anomalisi izlendi. Sadece ileri maternal yaş sebebiyle değerlendirilen 49 (%27) olguya karyotip tayini amaçlı girişimsel işlem uygulanmasına rağmen, hiçbir olguda kromozom anomalisi izlenmedi. Ultrasonografide anomali/ anomaliler izlenen 23 (%12) olgunun değerlendirilmesinde, 3 (%13) kromozom anomalisi tespit edildi. Girişimsel işlemin uygulandığı diğer 31 (%18) olgudan, sadece birinde (%3.2) kromozom anomalisi izlendi.
Sonuç: Geriye dönük olarak incelediğimiz ilk karyotipleme serimizde kültür üretme başarı oranımız %98 idi. Girişimsel işlemlere bağlı fetal kayıp izlenmedi. Ultrasonografide anomali izlenen tüm olgulara prenatal tanı uygulanması ve üçlü test sonucunda düşük risk saptanan hastalara, ilerleyen haftalarda detaylı ultrasonografi yapılması kromozom anomalilerinin yakalanmasına yardımcı olmaktadır

okumaya devam edin…